(1163 S. K. m. 16, 27)
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.09.2002 tarih ve 2001/1019 - 2002/816 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, geçmişe yönelik aidat alınmasına dair genel kurul kararı olmadan yönetim kurulu tarafından Temmuz ve Ağustos 2000 ayları için para talep ettiğini ve bu parayı ödenmeyen davacı hakkında ihraç kararı verildiğini, ihtarnamelerin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, 26.3.2001 tarih ve 350 sayılı ihraç kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili yönetim kurulunca verilen ihraç kararına karşı davacının genel kurul nezdindeki itirazının reddedildiğini, bu nedenle davacının dava hakkı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamında göre, davalı kooperatifi tarafından gönderilen ihtarnamelerin ve ihraç kararının 1163 Sayılı Yasa ve anasözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin kararın iptali istemine ilişkindir. Dairemiz`in yerleşik uygulamasına göre, ortağa tebliğ edilen ihtarnamede bildirilen borç miktarlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açık ve ayrıntılı olması gerekmekte olup, aksi halde ortağın 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 16 ve 27 nci maddelerine uygun olarak temerrüde düştüğü kabul edilemeyeceğinden, ihracı da hukuka uygun sayılamayacaktır.
Somut olayda; Davacı hakkında verilen 26.03.2001 tarihli ihraç kararına karşı davacı tarafından 04.06.2001 tarihinde genel kurul nezdinde itiraz edilmiştir. Bunun üzerine 24.06.2001 tarihli genel kurulda "aidat ve benzeri üyelik yükümlülüklerini yerine getirmemekten dolayı ihraç olan ortakların ödemeleri gereken aidat ve gecikme cezalarının tamamını 1 ay içinde nakden ve defaten ödemeleri durumunda ihraç kararlarının kaldırılmasına, ödememeleri durumunda ise ihraç kararlarının kesinleşmesine" karar verilmiştir. Bunun üzerine yönetim kurulu tarafından davacıya hitaben "1.İhtar" başlıklı 03.07.2001 tarihli ihtarname gönderilmiştir. Gönderilen bu ihtarname "1.İhtarname" diye başlığı ile gönderilerek, "2.ihtarname" gönderileceği düşüncesi yaratılmaktadır. Ayrıca, ihtarnamede davacının ödemesi gereken borç miktarı da hiç yazılmamıştır. Her ne kadar genel kurulda davacıya bir atıfet mehli verilmiş ise de, bunun sonrasında yönetim kurulunca ihtarname keşide edilmesi durumunda, ihtarnamede davacının ödemesi gereken tüm borç miktarının açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde yazılması gerekeceğinden, genel kurul kararı gereği davacıya usulüne uygun olarak atıfet mehli verilmediği ve davacının yasaya uygun olarak temerrüde düşürülmediği düşünülmeden, yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü kararın davacı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy