(1086 S. K. m. 417) (6762 S. K. m. 1030)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.10.2002 tarih ve 2001/137 - 2002/779 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin donatanı olduğu geminin davalı tarafından kiralandığını, yükleme ve tahliye limanlarındaki bekleme süreleri nedeniyle oluşan demurage alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından sunulan belgelerin müvekkili şirket ile ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasında teleks yazışmaları ile sözleşmenin kurulup, taşımanın gerçekleştirildiği, yapılan iki ayrı taşıma nedeniyle sürastarya ücretinin doğmuş olduğu, alacağın yargılama ile belirlenmesine göre likit olmadığı, C/P'de belirtilen kaydın kesin bir vadeyi içermemesine göre, davanın kısmen kabulü ile, takibin 5372,91 Dolar üzerinden devamına, icra inkar tazminatı ve işlemiş faiz talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, demurage alacağına ilişkin yapılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Mahkemece, alacağın likit olmadığı, yargılama ile belirlenecek bulunmasına göre icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasında gerçekleştirilen 29.02.2000 ve 18.04.2000 tarihli yük bağlantı fikstürlerinde yükleme ve boşaltma sürelerinin düzenlenmiş olmasına ve yükleme-boşaltma limanlarında düzenlenen hazırlık mektupları zaman sayımlarına davalının bir itirazının bulunmamasına göre demurage alacağının hesaplanabilir nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece davacı yararına icra inkar tazminatı hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde bu talep yönünden istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- HUMK.nun 417 nci maddesine göre, yargılama masrafları kural olarak, davada haksız çıkan tarafa yükletilir. Davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini, haklı çıkma oranına göre taraflar arasında paylaştırır. Somut olayda davacı talep ettiği maddi ve manevi tazminat miktarında kısmen haklı ve kısmen haksız çıkmıştır. Yukarıda anılan ilkeler ışığında yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılması gerekirken yazılı olduğu şekilde kabul ve red oranı ile bağdaşmayan, denetleme imkanı olmayacak şekilde yargılama masraflarının paylaştırılması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 147.133.000.-lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 22.09.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy