(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 99) (1086 S. K. m. 43, 187/4)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Şişli 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2002/2 - 2002/1389 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacının TTK.nun 1301 maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kasko sigortasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda dava, kazaya neden olduğu iddia olunan aracın işleteni ve trafik sigortacısı aleyhine açılmıştır. Dosya kapsamından daha önce işleten aleyhine aynı alacaktan dolayı itirazın iptali davası açıldığı, yetkisizlik kararı verildiği, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır. Davalı işleten, açılan bu davada da yine yetkisizlik ve derdestlik itirazında bulunmuştur. Mahkemece, yetkisizlik kararını bertaraf etmek amacıyla, trafik sigortacısı olmayan diğer davalının da davalı gösterilerek bu davanın açıldığı gerekçesiyle her iki davalı açısından da derdestlik nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Önceki davada davalı trafik sigortacısı Yapı Kredi ( Halk ) sigortanın davalı gösterilmediği hususu doğrudur. Ancak, dosya içerisinde bulunan ve içeriğine itiraz edilmeyen poliçe kapsamından kazaya neden olduğu iddia olunan aracın trafik sigortacısının mahkemenin gerekçesinin aksine davalı Yapı Kredi ( Halk ) sigorta olduğu açıktır. Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmamaktadır. İşleten ve trafik sigortacısı mevcut zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. O halde, davalı Yapı Kredi ( Halk ) Sigorta aleyhine daha önce bir dava açılmadığı, kazaya neden olduğu iddia olunan aracın trafik sigortacısı bulunduğu dikkate alınarak bu davalı hakkındaki davanın tefriki ile iddia ve savunma kapsamında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy