(556 S. KHK. m. 12)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.04.2002 tarih ve 1998/360 - 2002/240 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında hiçbir akdi ilişki bulunmadığını, davalının haksız olarak müvekkili markasını işyerinde kullanarak iltibas yarattığının tespit edildiğini, davalının eyleminin haksız rekabet olduğunu ileri sürerek, davalının işyerinde kullandığı müvekkili markasına ait evrak ve işaretlerin kaldırılmasına, imha edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin üç ayrı marka aracın tamirini yapan özel servis olduğunu, bu araçların tamirinin yapıldığını belirtmek üzere levhasına marka isimlerinin yazılmış olduğunu, yetkili servis olduklarına ilişkin izlenim vermediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının işyerinin ön cephesinde ve kartvizitinde O... yazısının bulunduğu ve ayrıca servis yazısının ok işareti ile gösterildiği, bu şekilde tanınmış O... marka ve işareti ile arasında bir bağlantı olduğu yolunda iltibas yarattığı bu şekilde tüketicileri yanılttığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin ( Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ) kenar başlıklı 9 ncu maddesinde marka hakkının kapsamı, ( Marka tescilinden doğan hakların kapsamında istisna ) kenar başlıklı 12 nci maddesinde ise bu hakkın kapsamının istisnaları gösterilmiş olup, bu istisnalardan birisi de dürüst ve ticari ve sınai konularla ilgili olarak markanın 3 ncü kişilerce kullanılabilmesidir. Her ne kadar Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesinin kaynağı olan AET ( Avrupa Ekonomik Topluluğu ) 89/104/AET sayılı yönergesinin tescilli markanın belirli koşullarda kullanımına imkan veren ( malın veya hizmetin öngörülen amacını ve özellikle teferruat veya yedek parça niteliğini belirlemek için gerekli olması halinde, markayı kullanması, ticaret ve sanayideki dürüst uygulamalara aykırı düşmedikçe, marka sahibi tarafından engellenemez ) şeklindeki bölümü Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesi metnine aynen alınmamış ise de, öğreti tarafından da kabul edildiği üzere ( Bkz.Prof.Dr.Ünal Tekinalp, Prof.Dr.Oğuz İmregün'e Armağan, İstanbul, 1998, Sh.633 vd. ) bu eksiklik bilinçli bir tavıra dayalı olmayıp, hatalı bir iktibas ve tercümeye dayalı olduğu, gerek gerekçede alınmama olgusunu açıklayan bir ibarenin yer almaması ve gerekse de Kanun Hükmünde Kararname'de tescilli bir markanın maddede belirtilen şekilde her çeşit kullanımı istisna kapsamına alınırken marka olarak kullanımının ret edilmesinin Kanun Hükmünde Kararname'nin düzenleniş amacına uygun düşmeyeceği, amaca uygun yorumun da bu saptamayı doğruladığının kabulü gerekir. Açıklanan bu nedenlerle maddede sözü edilen şartlarda tescilli markanın 3 ncü kişilerce marka sahibinin iznine gerek kalmadan marka olarak da kullanılabileceği menfaatler dengesinin de bunu gerektirdiği neticesine varılmıştır.
Bu genel açıklamalardan sonra dava konusu olaya dönüldüğünde, yukarıda yapılan açıklamadan da anlaşılacağı üzere, davacı taraf arada herhangi bir akdi ilişki bulunmadığı halde davalının işyerinde kendi marka ve logosunu kullandığını ve bu eylemin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı taraf ise, işyerinin özel servis olduğunun açıkça anlaşıldığını ve belirtilen markalı araçların tamir ve bakımının yapıldığını göstermek amacıyla ve anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesine uygun olarak marka ve logoya yer verildiğini savunmuştur. Şu halde uyuşmazlığın çözümü davalı kullanımının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesi kapsamında bir kullanım olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Kararlık gösteren Dairemiz'in emsal kararlarında kabul edildiği ( 2000/2039 Esas, 2000/3243 Karar, 20.04.2000 Tarih - 2001/11086 Esas, 2002/3591 Karar, 16.04.2002 Tarih ) üzere belirtilen şekilde servis hizmeti veren bir işletmenin kendi işletme adını hakim unsur şekilde yazmak koşuluyla işyerinde belirtilen markalı araçlara hizmet verildiğini göstermek bakımından marka sahibinin iznine gerek olmadan Kanun Hükmünde Kararname'nin 12 nci maddesinde tarif edildiği koşullarda tescilli markayı tali unsur olarak kullanabileceği, ancak dosya içeriği ve sunulan fotoğraf ve tanıtma vasıtalarının incelenmesinden davalının tali unsur olarak değil, hakim unsur teşkil edecek şekilde davacı marka ve logosunu kullandığı anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000.-lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 03.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy