(2918 S. K. m. 85, 91, 92)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Sarıkamış Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.10.2002 tarih ve 2002/120 - 2002/117 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı tarafından zorunlu trafik sigortası yapılan aracın sürücüsü olan müvekkilleri murisinin meydana gelen kaza neticesinde hayatını kaybettiğini ileri sürerek, poliçe teminatı olan 11.000.000.000.TL. nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, kazanın poliçe teminatı dahilinde gerçekleştiği, davacılara bir ödeme yapılmamış olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirkete zorunlu trafik sigortası ile sigortalı araçta sürücü olarak bulunan davacılar murisinin meydana gelen trafik kazası neticesinde kendisinin ölümü sonucu onun desteğinden yoksun kalan kalanların aracın işleteninden dolayısıyla onun hukuki sorumluluğunu üzerine alan sigortacıdan sigorta tazminatı isteyip, isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere, zorunlu trafik sigortasında sigortacı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91.maddesiyle, işletenin aynı yasanın 85/1.maddesinde öngörülen hukuki sorumluluğunu üzerine almış bulunmaktadır. Anılan maddeye göre ise, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa işletenin bu zarardan sorumlu olacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır. Sigortacının bu kapsamdaki sorumluluğunu sınırlayan aynı Yasa'nın 92.maddesinde araç sürücüsünün bu kapsamın dışında kaldığına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, sigorta poliçesi genel şartlarında da bu yolda bir sınırlama getirilmemiştir. O halde sürücünün ölümü nedeniyle sigortacının sorumluluğu ilke olarak benimsenmelidir.
Esasen doktrinde de sürücü ve yardımcılarının işletene karşı tazminat isteminde bulunabilecekleri dolayısıyla onun sigortacısının da sorumlu olması gerektiği kabul edilmektedir. (Bkz. Dr. S. Arkan, Sigorta Hukuk Dergisi, C.1,sayı 3-4, Sh.268; Ç.Aşçıoğlu, Trafik Kazalarında Hukuki Sorumluluk ve Tazminat Davaları, Ank. 1989, sh. 86 vd.)
Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, sürücünün kendi kusurundan yararlanmaması gerektiğidir. Bir başka deyişle, sürücünün kazadaki kusur oranı belirlenerek kendi kusuru dışında kalan kusur oranına göre poliçe teminatından yararlanması mümkündür.
Bu ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde meydana gelen kaza tek taraflı trafik kazası olması nedeniyle tüm kusurun sürücüde olduğu düşünülebilir ise de, kaza tespit tutanağı incelendiğinde kazaya aracın sağ arka lastiğinin patlamasının neden olduğunun belirtildiği, bu hususun işletenin sorumluluğunu gerektiren bir işletme kusuru olması nedeniyle kazanın gerçek nedeninin araştırılarak sürücünün kusur oranının belirlenmesi gerekmektedir.
O halde mahkemece sigortalı araç sürücüsü olan davacılar murisinin olaydaki kusur oranının tespit ettirilerek hasıl olacak sonuca göre yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bunun yanında, Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta poliçesinde yazılı bulunan sigorta bedeli her halükarda ödenmesi gereken bir miktar olmayıp, davacıların ölüm nedeniyle destekten yoksun kalıp kalmadıklarının ve miktarının belirlenmesi ve sigorta poliçesi limiti dahilinde kalıyorsa tamamına, sigorta limitini aştığı taktirde limit dahilinde kalan kısmının tazminat olarak ödenmesi gerekmektedir.
O halde mahkemece yukarıda anılan ilkeler doğrultusunda gerçek zarar araştırması yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3- Son olarak, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 99.maddesine göre davacıların davalı sigorta şirketine davadan önce ihbarda bulunup bulunmadığının tespiti ile davadan önce ihbar var ise anılan maddeye göre temerrüt tarihinin belirlenmesi, ihbar bulunmadığı takdirde davalı sigorta şirketinin bu dava ile temerrüde düştüğünün kabulü ile dava tarihinden itibaren temerrüt faizi tatbiki gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak davalı sigorta şirketinin kaza tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy