(818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çarşamba Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10/12/2002 tarih ve 2002/446-2002/447 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya hayat sigorta poliçesiyle sigorta ettirilen yumurta tavuklarından bir kısmının ölmesi üzerine daha önce açılan dava sonucu hükmedilen sigorta tazminatının geç tahsil edildiği, geç ödeme nedeniyle ticari sirkülasyonun sağlanamadığını ve ölen tavukların yerine yenilerinin konulamaması sonucu kazanç kaybına ve munzam zarara uğranıldığını ileri sürerek şimdilik 150 milyar liranın reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin merkezinin bulunduğu Üsküdar mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını ve munzam zarar iddialarının dayanaksız olduğunu savunarak yetki, zamanaşımı ve esas yönlerinden davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce (yetki itirazının gerekçe gösterilmeden reddedilmesi ve zamanaşımı def' i hakkında bir karar verilmemesi nedeniyle) bozulmuş olup, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda sigorta sözleşmesinin 18. md. ile yetkili kılınan hasarın meydana geldiği yer mahkemesinde davanın açıldığı, dava zamanaşımı süresinin dolmadığı, sigorta tazminatının 10.08.1997 tarihinde ödenmesi gerekirken ilamın icrası yolu ile 22.02.2000 tarihinde 102.677.271.000 TL olarak tahsil edildiği, bu tarihler arasında davacının faizle karşılanmayan zararının 172.177.349.000 TL. olduğu davalının temerrüde düşmeden borcunu ödemesi halinde davacının mal varlığının kazanacağı durumla temerrüt sonucu ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farkın talepten fazla olduğu gerekçesiyle 150 milyar liranın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı tarafın dava engellerinden olmalarından ötürü esasa girilmeden önce aşılmaları gereken yetki itirazı ve zamanaşımı def' inin son oturumdaki ara kararları ile reddedilmiş olması nedeniyle ayrıca gerekçeli kararda tartışılmasının ve yer verilmesinin zorunlu olmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, munzam zarar hesap yöntemi ve temel alınan veriler Dairemizin mal sigortalarından kaynaklanan munzam zarar hesabı ile yerleşmiş uygulamasına uymamaktadır.
Son yıllarda kararlılık kazanmış Dairemiz görüşü uyarınca, sigorta sözleşmesine konu malların fiili ödeme günündeki rayiç bedelinden sigortacının sigorta ettirene ödediği tazminat ve fer' ileri toplamının çıkarılması ile ortaya çıkacak fark tutar munzam zararı oluşturur. Oysa mahkemece kararın dayandırıldığı bilirkişiler kurulu raporunda sigortalı tavukların tazminat ilamının icrası yolu ile ödemenin yapıldığı 22.02.2000 yerine dava tarihindeki rayiç değeri temel alınarak munzam zarar hesaplanmıştır.
Bu durumda, davalı tarafın iddia ve itirazları ile değinilen ölçütlere uygun munzam zarar hesaplaması için bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000 TL vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy