(6762 S.K. m. 1062/2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.12.2002 tarih ve 2002/220 - 2002/634 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.10.2003 günde davacı avukatı Burak Çavuşoğlu gelip, davacı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, abonman sigorta sözleşmesine istinaden düzenlenen nakliyat sigorta poliçesiyle müvekkili sigorta şirketine sigortalı T.... Knauf İnş. Yapı Elemanları San. Tic. A.Ş'ye ait alçıpan emtiasının, taşıyıcı M/V Arzu gemisinin Derince-Beyrut seferi esnasında hasarlandığını, Joint Survey raporuyla sabit olan hasar tutarı 13.077.000.000 TL.nin 25.01.2002 tarihinde sigortalıya ödenerek, onun haklarına halef olunduğunu ileri sürerek, 13.077.000.000 TL hasar tazminatının ödeme tarihinden itibaren reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ballast tankları ve ekipmanı çalışır vaziyetteki geminin 40 dereceye yakın yana bayılmasının sebebinin, bu tankların yeterince haplanmaması olduğunu, gemi adamlarına ait bu sorumluluğun müvekkili donatana yüklenemeyeceğini, şahsi sorumluluğu gerektirecek bir durum da bulunmadığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkeme, geminin bayılarak bir tarafa yatmasının, yüklenmeden önce tanklarında yeterli ballast olmamasından kaynaklandığı, yükün menfaati icabı alınan tedbirlerin geminin teknik idaresine dahil edilemeyeceği, gemi adamlarının kusurundan kaynaklanan hasardan taşıyanın sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, ballast tanklarının haplanmaması ( yeterli ballast/safra alınmaması ) nedeniyle yan yatan gemideki sigortalı emtia zararına dayalı rücuan tazminat davasıdır.
Uyuşmazlık; ballast tanklarına yeterli ballast/safra alınmamasının ( haplanmamasının ) bir teknik idare kusuru mu, yoksa yüke yönelik bir ticari tedbir kusuru mu olduğu noktasındadır.
"Ballast; safra anlamındadır. Yüksüz yola çıkan gemilerin dengelerini artırmak ve pervanelerinin yeterince suya gömülmesini sağlamak amacıyla hareketten önce bir miktar safra yüklenmesi gerekir." ( Bkz.Prof.Dr.Fahiman Tekil, Deniz Hukuku, İst.1986, Sf.94 )
Geminin teknik idaresindeki bir kusurdan söz edebilmek için zarar, gemideki bir eksiklik ya da özürden değil taşıyanın adamlarının veya gemi adamlarının kusurlu bir hareketinden ileri gelmeli ve bu kusur yüke değil, gemiye gösterilmesi gereken özene ilişkin olmalıdır. Kusurun gemiye gösterilen özenle mi yoksa, yüke gösterilmesi gerekenle mi ilgili bulunduğunu ayırt etmenin güçlüğü karşısında "gemide yük bulunmasa dahi alınması gereken tedbirlerden olup olmadığı", "cihazların tahsis gayesi", "Korumanın amacının yükle mi yoksa, gemiyle mi ilgili olduğu" gibi fikir ve kıstaslar kullanılmıştır ( Bkz.Dr.M.Sami Okay Deniz Ticaret Hukuku, cilt II, İst.1971, Sf. 218 - 219 ).
T.T.K.nun 1062/2 nci maddesindeki "zarar, geminin sevkine veya başkaca teknik idaresine ait bir hareketin veya yangının neticesi olduğu takdirde, taşıyan yalnız kendi kusurundan mesuldür. Daha ziyade yükün menfaati icabı olarak alınan tedbirler geminin teknik idaresine dahil sayılmaz" şeklindeki yasal düzenlemeye göre; donatanın sorumluluktan kurtulabilmesi için; meydana gelen zarar, gemi adamlarının geminin sevki veya teknik idaresindeki kusurundan veya yangından kaynaklanmalıdır ve bu kusurlar daha ziyade yükün menfaati icabı alınan tedbirlere ilişkin olmamalıdır ve oluşumunda kendisinin ( donatanın ) kusuru bulunmamalıdır.
Somut olayda, yüke yönelik bir tedbir kusuru olduğu, davalı donatanın sorumlu tutulması gerektiği bilirkişilerce kabul edilmiş, bu rapora itibar eden mahkemece davanın kabulüyle 13.077.000.000 lira tazminatın tahsiline karar verilmiş ise de; davalı vekilinin cevap ve bilirkişi raporlarına itiraz dilekçelerinde ileri sürdüğü teknik itirazlar karşılanmamış, ibraz edilen ve bilirkişilerden birinin imzasının bulunduğu benzer bir olaya ait rapordaki görüşünden ayrılma sebebi de araştırılmamıştır.
Bunun için; yasa ve doktrindeki tanımlar, açıklamalar çerçevesinde ve davalı vekilinin itirazlarının yeni oluşturulacak yeni bir bilirkişi kuruluna incelettirildikten sonra, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy