(6762 S. K. m. 1264, 1269, 1279) (2918 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ünye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.11.2002 tarih ve 2001/568-2003/531 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigorta ettirdikleri aracının çalındıktan sonra hasarlı olarak bulunduğunu, çalınmanın ihbarına rağmen de davalının ödeme yapmadığını, açılan davanın araç bulunduğu için konusuz kaldığını, aracın bulunduğu İstanbul'a giden müvekkillerinin üç gün kalış masrafı, bu süre içinde işyerinde çalışamamasından doğan kazanç kaybı, otopark ücreti, çilingir ücreti, aracı getirme masrafı, aracın tamiri masrafları, konusuz kalan davanın masrafları, mahrum kalınan faiz geliri olmak üzere toplam 7.434.000.000 lirası maddi ve 4.000.000.000 lirası manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK. nun 1269 ncu ve 1279 ncu madde hükümleri uyarınca davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, araç hasarı dışındaki istemlerin poliçe teminatı dışında kaldığı, davacılardan Halil'in malik olarak sigorta ettirmekte yararı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm, davalılardan sigorta vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi ile hükmün, davacılardan Halil bakımından onanması gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamına göre, davacılardan Halil, maliki olduğu aracını, haricen diğer davacıya sattıktan sonra, aracını davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigorta ettirmiş, bundan sonra araç çalınmış, daha sonra hasarlı olarak bulunmuş olup, mahkemece, istek kalemlerinden araç hasarının giderilmesine ilişkin tamir bedeli istemi her iki davacı bakımından kabul edilmiştir. Hüküm, davacılardan Halil bakımından doğru ise de, diğer davacı bakımından isabetsiz olmuştur. Şöyle ki; kasko sigortası esas itibariyle bir mal sigortası olduğundan, sigorta sözleşmesinin kurulmasında sigorta ettirenin menfaatinin bulunması zorunludur. Bu menfaatin ayrıca yasal bir menfaat olması da gerekir. Bir kimsenin sigortalı mal üzerinde gerçekten bir menfaati bulunmazsa o malı fiilen sigorta ettirmiş olsa dahi riziko halinde o şeyin hasarlanmasından dolayı tazminat istenmesi mümkün değildir. Bir menfaat olmaksızın yapılan sigortalar TTK. nun 1264/II. Maddesi uyarınca batıl olup, bu hüküm emredici niteliktir
TTK. nun 1269 ncu maddesi, mal üzerinde ekonomik menfaati olan malikle birlikte malike karşı mal nedeniyle borçlular, acente, kiracı, komisyoncu ve malın muhafazasından hukuken menfaati olan kimselerin, bu menfaatlerini sigorta ettirilebileceğini öngörmüştür. Madde metninden de anlaşılacağı gibi, bir menfaatin sigortalanabilmesi için ekonomik bir menfaat olması, bu menfaatin hukuken geçerli olması ve nihayet halihazır veya müstakbel bir menfaat olması gerekir. (Dr. Iur. I. Saykan-Sigorta Konusu Menfaat-Ankara, 1999-sayfa 60-61)
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/D maddesine göre, tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu bulunmadığına dair belgenin ibrazı halinde araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi esas alınarak noterce yapılır. Noterce yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir.
Somut olayda, değinilen bu hüküm karşısında davacılardan harici satış işlemi ile alıcı konumundaki Ahmet'in davacının araç üzerinde hukuken bir menfaatinin bulunduğunu kabul etmek mümkün değildir. Madde de her türlü devirler de geçersiz denildiğine göre, bu davacının araç üzerinde hali hazır veya müstakbel menfaati olduğunu da mal sigortası ilkelerine nazaran kabul etmek mümkün değildir.
Mülkiyet hakkına dayalı menfaat sahipliği, iddiasının yasanın öngördüğü resmi şekle uygun bir satım yapılmadıkça, araç maliki olarak kayıtlarda gözüken şahıs dışında bir kimse tarafından ileri sürülmesi mümkün görülmeyecektir. Çünkü araç üzerindeki menfaat sahipliği iddiası, satış yoluyla mülkiyeti devralma işlemine dayandığından, bu işlem geçerli olmadıkça, menfaat devri de geçerli olamayacaktır.
İlke olarak mal sigortalarında eşyanın hasarından doğan sigorta yaptırmak hakkı sadece malike aittir. Malikten başka kimseler eşyanın telef ve hasarı halinde ancak halele uğrayacak menfaatlerini sigorta ettirebilirler. Bu menfaatler ise yasaya aykırı düşmemek koşulu ile sorumluluk sigorta sözleşmesine konulacak hükümlerle eşyanın malikine ve üçüncü kişilere olan sorumlulukları karşılamak üzere sigorta kuvertürü altına alınabilecektir.
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davacılardan Ahmet'in satıma dayalı menfaat sahibi olmadığı göz önünde bulundurularak, onun yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, olayın hukuki niteliğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın, bu davacı bakımından da kabulü yolunda karar verilmesi yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile hükmün davacılardan Halil bakımından ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılardan Ahmet bakımından davalı yararına BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy