(2918 S. K. m. 99) (6762 S. K. m. 1292, 1299, 1301) (818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.10.2002 tarih ve 2002/182 - 2002/813 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacının TTK.nun 1301 nci maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı itirazın iptali davası sonucunda davanın I... Sigorta A.Ş. yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar bakımından feragat nedeniyle reddine dair tesis edilen hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve kasko sigortasının meblağ sigortası olmayıp, gerçek zararı karşılamaya yönelik bir mal sigortası türü olduğu nazara alındığında, sigorta tazminatının önceden belirlenebilirlik vasfının olmamasına, alacağın likit bulunmamasına ve bu nedenle icra inkar tazminatı hükmedilmemesinde bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigortasından kaynaklanan rücu alacağının tahsiline yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı trafik sigortacısının sorumluluğunu kamu düzeni amacıyla zorunlu hale getiren KTK'nun 99/1 nci maddesinde, sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, rizikonun ihbarı gerekli belgelerin sigortacıya iletildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde yerine getirmek şeklinde belirlenmiş bulunmaktadır. Aynı hükme, sigortacının akdi sorumluluğunu belirleyen zorunlu trafik sigortası genel şartlarının 12 nci maddesinde de yer verilmiştir. Anılan bu hükümler, TTK.nun 1299 ve 1292 nci maddesinin özel düzenlemeleri niteliğindedir. Bu itibarla, davalı sigortacının, kendisine usulüne uygun başvuru mevcutsa başvurudan itibaren 8 iş günü sonra, değilse dava veya takip tarihinden itibaren temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. Somut olayda, davalı sigortaya böyle bir başvuru yapıldığına dair dosyada belge mevcut ise de, tebliğ edildiğine dair bir bilgiye rastlanılmamıştır. İcra takibi, asıl alacak ile birlikte birikmiş faiz alacağı üzerinden yapılmış, davacı faiziyle birlikte alacağın tahsilini istemiştir. O halde, yukarıda anılan düzenlemeler çerçevesinde BK.nun 104/son maddesi hükmü de nazara alınarak davacının faiz istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin itirazının kabulüyle,hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy