(6762 S. K. m. 329, 405, 551) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.01.2003 tarih ve 2002/320-25 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.10.2003 günde davacı avukatı S. G. ile davalı avukatı A. G. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. A. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketlerden toplam (10.040) adet hisseyi (70.200) DM karşılığında alarak ortak olduğunu, haricen öğrenildiğine göre iki yıldır hisselerinde artış olmadığını, ayrıca davalılarca müvekkiline şirket faaliyetleriyle ilgili bilgi verilmediğini böylece TTK. nun 551/2 maddesince öngörülen haklı nedenlerin oluştuğunu ileri sürerek, (70.425) DM.nin işlemiş faizi, kar payları ile birlikte davalılardan tahsilini ve müvekkilinin ortaklığının sona erdirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, sunulan kanıtlara göre, limited şirketlere ilişkin TTK.nun 551/2 maddesinin uygulanamayacağı, TTK.nun 329/1 maddesi uyarınca anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyeceği gibi rehin olarak da kabul edemeyecekleri, 405/2 maddesince de hissedarların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri, bu durumda davacının hissedarı olduğu davalı şirketlerden hisselerini dava yolu ile isteyemeyecekleri sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 23.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy