(4389 S. K. m. 7/5) (818 S. K. m. 1, 18) (1086 S. K. m. 433)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.07.2002 tarih ve 2001/33-2002/549 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile davalı O....bank A.Ş. vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.10.2003 günde davacı avukatı Fahri Örengül ile davalı avukatı Emine Özzorlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı Y....bank A.Ş. İzmit Şubesi nezdinde vadeli mevduat hesabı açtırdığını ve kendisine 13.12.1999 tarihinde %83 faizli 19.973.425.090 TL.lik vadeli bir hesap cüzdanı verildiğini, banka görevlilerince tüm mevduatın off shore hesaplarına yönlendirilmesi nedeniyle, bankaya el konulması sonrasında davacı hesabındaki paranın davacıya ödenmediğini ileri sürerek, 21.563.056.000 TL. nın 17.01.2000 tarihinden itibaren %83 faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Y.... Ticaret ve Kredi Bankası A.Ş. vekili, Y.... Security Off Shore Bank Ltd. Şti.de mevcut olduğu iddia edilen alacağın tamamen ayrı bir tüzel kişilik olan müvekkilinden talep edilemeyeceğini, mevduat sahibinin talimatı üzerine off shore hesabına havale işlemini gerçekleştiren müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar ve vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı Y....bank A.Ş:nin bilahare S....bank ve en son Oyakbank'a intikal ettiği, davacının ilk kez 14.4.1997 tarihinde Y....bank İzmit Şubesi'nde hesap açtırdığı, bilahare bankanın yönlendirmeleri sonucunda 19.07.1999 tarihinde Y.... Security Off Shore Bank Ltd. Şti.de hesap açıldığı, paranın Kıbrıs'ta kurulu olduğu bildirilen Off Shore bankasına havale edilmediği, bu banka adına Y....bank A.Ş. merkezinde tutulan hesaba intikal ettirilip burada kullanıldığı, Y....bank ile Off Shore bank arasında her ikisinin de ayrı bir ticari kuruluşlar gibi gösterilmesine rağmen aralarında organik bir bağ olduğu ve Off Shero bankasının muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davalı O....bank A.Ş. hakkındaki davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın atiye terk edilmesi nedeniyle bu davalılar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ile davalı O....bank A.Ş. vekillerince temyiz edilmiştir.
1 -Dava, davacının davalı Y....bank A.Ş. İzmit Şubesi nezdinde açtırdıkları mevduat hesaplarının, bu bankaca dava dışı K.K.T.C.'de mukim Y.... Security Off-Shore Ltd.Şti. hesabına havale edildiği, sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle ödenmediği iddiasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davalı Oyakbank AŞ hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, davacıların işleminin niteliğinin ne olduğu hususunda toplanmaktadır.
3182 sayılı önceki Bankalar Kanunu'nun 74 ve yürürlükteki 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 7/5 maddelerinde düzenlenen Off-Shore bankacılık ( "kıyı bankacılığı" veya "dıştan dışa bankacılık" ) daha çok serbest bölgelerde faaliyet gösteren, ulusal bankacılık sisteminin dışında ve kanuni ihtiyatlar bakımından muafiyetler tanınmış, sözleşme faizi yönünden sınırlamalara tabi olmayan, diğer yasal sınırlamaların ise son derece yumuşatıldığı, vergi ve denetim kolaylıkları tanınan ve temel amacı yabancı para ve sermaye piyasalarıyla bütünleşme ve uluslararası bankacılık işlemleri hacmini genişletme amacı ile kurulan, bunun için de müşteri hizmetlerinde dinamizm ve esneklik sağlanan ve bankacılık lisansının alındığı ülkede ikamet edenlere kapalı olan bir bankacılık türüdür. Ülkemizde de, son yıllarda ulusal bankalar aracılığı ile tasarruf sahiplerince yurt dışındaki Off-Shore bankalarına hesap açtırma işlemlerinin yaygınlık kazandığı bilinmektedir.
Borçlar Kanunu'nun 1 nci maddesi hüküm uyarınca, tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade açıklamalarıyla yani hukuki bir sonucu sağlama amacı etrafında birleşmeleriyle sözleşme ilişkisi kurulmuş olur. Aynı Yasa'nın 18/1 maddesi hükmü ile de, bir sözleşmenin nitelik ve koşullarını belirlemede, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları deyimler ve tanımlara bakılmayarak, gerçek ve ortak amaçlarını gözetmek gerekmektedir. Yani, sözleşme ilişkisini kuran irade açıklamalarının mahiyeti ve özü konusunda belirsizlik veya duraksama doğuran yönler varsa, bunları aşabilmek için sözleşme taraflarının ortak ve gerçek amaçlarının ne olduğuna bakılarak yorum yapılması gerekir. Yorum, hukuki işlemde yer alan irade açıklamalarının içeriği ve bunların hukuki sonuçlarının saptanmasıdır. Bu yapılırken, irade açıklamalarının özü ve sözleşme ilişkisi süreci boyunca tarafların davranışlarının gözetilmesi, şayet bu veriler yeterli olmazsa güven ve objektif iyiniyet ilkelerinin denetleyici-sınırlayıcı ışığı altında sözleşmenin niteliğinin belirlenmesi gerekir.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacı 10.03.1999 ve 14.06.1999 tarihlerinde TL cinsinden tasarruflarını anılan Off-Shore şirketi hesabına havale edildiği açıklaması taşıyan makbuzlarla davalı bankanın İzmit şubesine yatırarak, aynı banka adına hesap açıldığını gösterir hesap cüzdanlarını almışlardır. Daha sonra, davacı da dava dışı Off-Shore bankası hesabından yapılan bu işlemlere herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Diğer deyişle, davacı yüksek faiz getirili ve fakat Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kapsamı ve güvencesi dışında kalan bu hesap türünü seçip, benimsemişlerdir.
Mahkemece, bankacılık uygulamalarına uygun havale talimatı vermemiş olmaları gibi olgulardan hareketle, işlemi yapan davalı banka ile dava dışı K.K.T.C.deki Off-Shore şirketi arasında bir kısım yöneticilerin de aynı kişiler olmasının da gösterdiği üzere organik bağ bulunduğu ve birbirlerinin uzantısı durumunda oldukları, bu işlemin de olağan mevduat hesapları ile aynı güvencelere sahip olduğu görüntüsü yaratıldığından, yarattığı güvenin zorunlu kaldığı hukuki görünüşün sonuçlarına katlanması gerektiği kanısına varılarak davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacının yukarıda belirtilen tarihlerden önce davalı Yurtbank A.Ş. nezdinde hesaplarının bulunmaması, para yatırma tarihlerinden itibaren işlemin anılan Off-Shore şirketi muhatap alınarak gerçekleştirildiğinin bilindiğinin hesap cüzdanları içerikleri nedeniyle kuşkusuz bulunduğu, davalının bu ilişkideki işlevinin Off-Shore hesabına aracılıktan ibaret olduğu savunmasının aksine, davacıdan alınan paraların davalı Yurtbank A.Ş. bünyesinde tutularak kullanıldığı şeklindeki mahkeme kabulü, banka kayıtları incelenmeden varılması mümkün olmayan bir yorum tarzı olması nedeniyle bu görüşe iştirak edilmesi bu aşamada mümkün değildir.
Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle, davacının öncelikle hesapların adına düzenlendiği Off-Shore bankası olan ve Kıbrıs'ta mukim Y.... Security Off-Shore Ltd.Şti.ne başvurmadan, iş bu davanın o banka adına işlem yaptığını savunan Yurtbank ( O....bank AŞ ) aleyhine açılması ve böyle bir davanın bu aşamada dinlenmesi de mümkün değildir.Açıklanan bu durum karşısında hükmün mümeyyiz davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyizine gelince; Davalı banka vekilinin 25.10.2002 tarihli temyizine karşı davacı vekili cevabi temyiz dilekçesi vermiştir. Davalı vekilinin temyiz dilekçesi davacı vekiline 05.11..2002 Salı günü tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK.nun 433/2.maddesinde yazılı 10 günlük süre geçirildikten sonra 20.11.2002 Çarşamba günü aynı vekil tarafından temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 432/4.maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı Oyakbank AŞ yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK. nun 432/4 maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalı Oyakbank A.Ş.ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 21.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy