(1086 S. K. m. 194) (6762 S. K. m. 58) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Afyon Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.01.2003 tarih ve 2002/340 - 2003/42 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.11.2003 günde davacı avukatı Mehmet Demir gelip, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Sarıdere isim ve S logosunu 2.29.30.35 sınıf emtialar için hizmet - ticari marka olarak 1.5.2000 tarihinde tescil ettirdiğini ve bu tarihten çok önce de 1960dan bu yana marketçilik işi yaptığını, davalının aynı isim ve logoyu kullanarak market işlettiğini ileri sürerek markaya tecavüzün önlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı aleyhine marka iptali ve tecavüzün önlenmesi davası açtığını, davanın halen derdest olup devam eden davaya rağmen aynı konuda açılmış olup bu davanın derdestlik nedeniyle dinlenemeyeceğini, esas açısından da davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, her iki davanın konusunun ve taraflarının aynı olduğu gerekçesiyle derdestlik itirazının kabulüne, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının tescilli markasına davalının tecavüzünün ödenmesi istemine ilişkindir. Mahkeme, davalının derdestlik ilk itirazı kabul edilerek dava reddedilmiştir.
Davalı yanın davacı aleyhine Afyon Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nde açtığı davanın konusu davacının markasının tescilinin iptaline ilişkindir.
Görülmekte olan bir davada derdestlik itirazının kabul edilebilmesi için her iki davanın taraflarının ve konusunun aynı olması gerekmektedir. Her ne kadar her iki davanın tarafları yer değiştirmekle beraber aynı ise de, konuları itibarıyla ayniyet söz konusu değildir. Zira, temyize konu davada tescilli markaya tecavüzün önlenmesi istenmiş iken, derdest davada ise talep, tescilli markanın iptaline ilişkindir. Her iki dava arasında bu nedenle ayniyet söz konusu değildir. Ancak, ilk davada verilecek kararın temyize konu bu davanın sonucunu etkileyeceği de bir gerçektir. Bu durumda ya ilk davanın bekletici sorun yapılması ya da her iki davanın birleştirilmesi düşünülebilir. O halde ortada tarafları ve konusu aynı olmayan ayrı davanın derdest olduğu kabulü ile red kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy