(818 S. K. m. 62, 483)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.12.2003 tarih ve 2001/291 - 2002/642 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı banka ile dava dışı İskender Bil'in taraf olduğu kredi kartı sözleşmesinin kefili olduğunu, sözleşmede bir limitin bulunmadığını sonradan farkettiğini, asıl borçlunun temerrüdü sebebiyle müvekkiline gönderilen ihtarname üzerine icra tehdidi ile karşı karşıya bırakılan müvekkilinin (3.425.250.000) TL ödemede bulunduğunu, kefalet limiti belirtilmeyen sözleşmenin müvekkili açısından geçersiz olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının sözleşmeyi kefil olarak değil garantör olarak imzaladığını, davanın öncelikle İskender Bil'e karşı açılması gerektiği, davacının borcunu öderken ihtirazi kayıt da ileri sürmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının imzaladığı sözleşmenin kefalet sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiği, dava konusu kredi sözleşmelerinde bir limit belirtilmediğinden, ilk kullandırılan kredi limitleri toplamının kefalet limiti olarak esas alınmasının uygun olacağı, B.K.nun 62. maddesinin olayda uygulanma yeri bulunmadığı, talep edilebilecek fazla ödeme miktarının (1.922.824.219) TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, anılan meblağın dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkeme kararında da isabetle belirtildiği gibi dava konusu 30.05.2000 tarihli sözleşmenin garanti sözleşmesi olmayıp, kefalet sözleşmesi olarak kabulü gerekmekte olmasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan kararın ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 01.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy