(6762 S. K. m. 533)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.11.2002 tarih ve 2001/466-2002/665 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ortağı olduğu davalı şirket tarafından 2000 yılı kar payının ödenmediğini ileri sürerek, 68.000 ABD Dolarının faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının eşi Kazım'ın yazılı talimatları doğrultusunda, kendisinin veya 3. şahısların hesabına yatırılmak suretiyle 68.000 Dolar kâr payı avansının alındığını, yılsonunda bu ödemeler faizlendirilerek dağıtılarak kar payından düşüldüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, davalı şirketin, davacı tarafından dava dışı eşi Kazım'a vekalet verdiğini ispatlayamadığı, 1999 yılı kar payının davacı ve eşinin müşterek hesabına yatırıldığı ve 28.3.2001 tarihli ortaklar kurulu toplantısında 2000 yılı kâr payının dolar bazında dağıtıldığının belirtildiği gerekçesiyle, davanın 60.500 Dolar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, limited şirketten kar payının tahsili istemine ilişkindir. Davalı şirket, davacının eşi dava dışı Kazım'ın müdürlük yaptığı sırada, alınan avanslar ve üçüncü şahıslara yapılan ödemelerin kar payına mahsuben yapıldığını ve bunun teamül olduğunu savunmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece 2000 yılı defterleri incelenmiş olup, teamül savunması yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.
Mahkemece davalı şirket merkezinde, davacının ortaklığa giriş tarihinden itibaren, davalı şirket defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak, yanlar arasında kâr paylarının ödenmesi şekline ilişkin teamül oluşup oluşmadığının saptanması ve bu konuda tarafların iddia ve savunmalarını karşılar şekilde rapor alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2 ) Öte yandan, davalı şirket tarafından Ankara 5. İş Mahkemesinin 2001/398 E sayılı dosyası ile davacının eşi Kazım aleyhine, müdürlük görevini yaptığı sırada şirketi zarara uğrattığından bahisle ve eldeki davadaki miktarı da kapsar şekilde hizmet sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı tazminat davası açıldığı anlaşıldığından, bu dava dosyasının eldeki davaya etkisinin de tartışılması gerekmektedir. Mahkemece açıklanan hususta denetlemeye elverişli bir gerekçe gösterilmeksizin, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir
3) Diğer taraftan kabule göre de, davalı limitet şirketin Türk Kanunlarına göre kurulmuş, sermayesinin TL olduğu ve bilançolarının dahi TL esasına göre düzenlendiği anlaşıldığından, kâr payı ödemesi gerektiğinin kabulü halinde bunun aynı para cinsinden yapılması gerekirken, yabancı para cinsinden kâr payı alacağının tahsiline karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bu nedenle dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy