(Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1) (556 S. KHK. m. 7, 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.05.2002 tarih ve 2000/600 - 2002/271 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 16.12.2003 günde davacı avukatı Burak Kireçci gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket adına tescilli CİF markasının dünya çapında tanınmış olduğunu buna karşın davalının aynı ve başka sınıf emtiada kullanılmak üzere NİF markasını tescil başvurusunda bulunduğunu, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı gerek Markalar Dairesi gerekse Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun müvekkilinin yaptığı itirazı reddettiğini, oysa her iki markanın hem görsel hem de, işitsel açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzerlik arz ettiğini davalıya ait markanın müvekkiline ait marka ile karışıklığa yol açacağını, müvekkile ait markanın tanınmışlığından yararlanabileceğini ve markanın itibarına zarar verebileceğini ileri sürerek, davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 09.05.2000 tarih ve M-396 sayılı kararının iptalini talep etmiş, birleştirilen davada, aynı iddialara dayanarak, davalı Delta.... A.Ş.adına tescil edilmiş NİF markasının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı Delta .... A.Ş. vekili, taraf markalarının birbirine benzemediğini, NİF sözcüğünün yaratılmış bir sözcük olduğu iddiasının doğru olmadığını, Kemalpaşa ilçesinde bulunan çay ve dağın adı olduğunu, NİF adı ile henüz bir mal üretip satmadıklarını, davacı markasına bir tecavüzün söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı vekili, davacı markası ile davalının tescil başvurusunda bulunduğu markaların gerek biçim gerekse telaffuz açısından birbirine benzemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemesine göre, davacının Türkiye'de CİF markasını 1984 tarihinde tescil ettirdiği, anılan markanın dünyada ve Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaştığı, davalı şirketin NİF marka başvurusunun 2, 3, 16 sınıf ürünler için yayınlandığı, her iki markanın 3 ncü sınıf için aynı emtiayı kapsadığı, her iki markanın üç harften oluştuğu, tek bir harf farkı ile yazılış ve okunuş itibariyle birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 8.b kapsamında halk tarafından karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacıya ait markanın tanınmışlık düzeyinde olması nedeniyle Paris Sözleşmesi'nin 1 nci 6 ncı mükerrer maddesi uyarınca aynı veya benzerinin kullanımının 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7.i maddesi gereğince mutlak ret sebebi bulunduğu, davalının 3 ncü sınıf emtiada henüz imalata geçmemiş ise de, markanın tescili halinde kullanıcısına haksız kazanç sağlayacağının tartışmasız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davacının itirazının reddine ilişkin Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 09.05.2000 tarih ve M-396 sayılı kararının iptali ile davalı şirket adına tescil edilen NİF markasının terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 375.000.000. TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı harcın temyiz edene iadesine, 18.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy