(2918 S. K. m. 85, 110) (6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 9, 21)
Taraflar arasında görülen davada Üsküdar Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.02.2003 tarih ve 2002/552-2003/101 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ... olmakla ... gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı sigortacının TTK.'nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı itirazın davası sonucunda mahkemece, davalılardan Nafiye ve Şenel Çakıl vekilince icra takibine yetki yönünden itiraz edildiğini, ortak yetkili icra müdürlüğünün Ümraniye olduğu, davacının yetkili icra dairesinden yeniden ödeme emri tebliğ ettirmeden dava açamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1086 sayılı HUMK'nun 9. maddesinin 2. fıkrasında; "Davalı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme kabul edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." denilmektedir.
Yine aynı Yasanın 21. maddesinde ise "Haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir." hükmü yer almaktadır.
Diğer taraftan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Hukuki Sorumluluk ve Sigorta" başlıklı sekizinci kısmının beşinci bölümünde "Ortak Hükümler" ana başlığı altında "Yetkili Mahkeme" alt başlıklı 110. maddesinde ise; "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi, kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." ifadesine yer verilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.12.2002 tarih ve 2002/11-1105 Esas, 1102 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, bu yasal düzenlemelerin ışığında somut olaya bakıldığında; trafik kazası nedeniyle oluşan hasar nedeniyle sigortalısının zararını karşılayan kasko sigortacısının ödediği miktarı davalı işleten, sürücü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı şirketten rücuan tazminine yönelik davanın temeli, motorlu araç kazasından dolayı hukuki sorumluluğa dayanmaktadır.
TTK'nun 1301. maddesi hükmü gereğince kasko sigortacısı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve bu sebeple sigortalı mal sahibinin hak ve yetkilerine sahip olur. Bu halefiyet ilkesi gereğince, sigortalı zarar sorumlusuna karşı tazminat davasını hangi yer mahkemesinde açması gerekiyor ise, kasko sigortacısının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekir.
Davada, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısının yer aldığı durumlarda dayanın hukuki dayanağı, TTK'nun 1301. maddesi yanında 2918 sayılı Kanun'un 85 vd. maddelerinde yazılı hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıktır (2918 s.K. m. 85 ve 110).
Bilindiği gibi ilke olarak bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi (HUMK'nun md. 9, II. c. 1), aynı Kanun'un 21. maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir. Bunların yanında ve öncelikle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi uyarınca, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, ihtiyari ve zorunlu sorumluluk sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücü ile birlikte açılması halinde, hem bu kanun hem de HUMK'nun 9. maddesi uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir, 110. maddenin son cümlesinde yer alan kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de dava açılabileceği kuralı, kesin yetki kuralı olmayıp davacıya tanınan bir seçimlik haktır;
Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde, açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Yargıtay'ın kararlılık gösteren uygulamasında da davada zorunlu mali sorumluluk sigortacısının yer alması halinde, sigorta rücu davasının bu davalının ikametgahında da açılmasının mümkün olduğu kabul edilmektedir.
Olayda 2918 sayılı Kanun'un 110. maddesine uygun olarak zorunlu mali sorumluluk sigortacısının ikametgahında dava açıldığına göre, mahkemece, davanın esasına girişilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy