(818 S. K. m.41) (6762 S. K m.82, 86)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.10.2002 tarih ve 2000/1193-2002/1008 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin ticari ilişkide bulunduğu Koçtaş Tic.A.Ş. lehine 30.12.1999 gün ve ( 20.000.000.000.- ) TL bedelli çek keşide ettiğini, anılan çekin ciro yoluyla Kalepazarlama Tic.A.Ş. eline geçip onun tarafından ibrazının sağlandığını, ancak davalı banka tarafından hesabın müsait olmasına karşın çek arkasına karşılıksız kaşesi basıldığını, bu nedenle paranın çek lehdarına ancak 24.01.2000 tarihinde havale edilebildiğini ve bu yüzden lehdar Koçtaş A.Ş.ne ( 1.680.000.000.- ) TL reeskont faizi ve %17 KDV olmak üzere ( 1.881.600.000.- ) TL ödenmek zorunda kalındığı ve müvekkilinin ticari itibarının zedelendiğini belirterek, ( 1.881.600.000.- ) TL maddi ve ( 3.000.000.000.- ) TL manevi tazminatın 30.12.1999 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu çekin Pamukbank T.A.Ş. tarafından İstanbul takas şubelerine ibraz edildiğini, o gün itibariyle sistemde bir arıza oluştuğu için çeklerin iade edilip, sehven olumsuz kaşesi basıldığını, müvekkili bankanın kasdına dayanmayan olayda davacının da ihmalinin bulunduğu, kaldı ki, çekdeki ciro silsilesinde de kopukluk bulunduğunu, yetkili hamil olmayan firma tarafından ibraz edilen çekten dolayı ödeme yapılmamasında bankanın kusurunun olmadığını, davacının keşide ettiği çekin akibetini araştırmadığını, davacının iddiasında yer alan 3 ncü şahsa ödenen gecikme faizinin KDV'sinin ne olduğunun, yasal dayanağının olup olmadığının da anlaşılamadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, meydana gelen olayda davalı bankanın kusurlu bulunduğu, davacının tedavüle çıkardığı çekin akibetini arama gibi bir sorumluğunun bulunmadığı, çek bedelinin geç ödenmesi nedeniyle keşidecinin ödemek zorunda kaldığı temerrüt faizi ve ferilerinden davalının sorumlu olduğu, çek bedelinin miktarı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak davacı yararına manevi tazminat takdiri gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile 1.881.600.000.-TL maddi, ( 3.000.000.000.- ) TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, davacı tarafından keşide edilen çekin, muhatabı davalı bankada karşılığının bulunmasına rağmen, karşılıksız kaşesi vurulması nedeniyle, ödenmek zorunda kalınan gecikme faizi ve faizin KDV'si toplamının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, 02.05.2002 tarihli bilirkişi raporuna istinaden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosyada mevcut bulunan vade farkı faturasının somut olayla ilişkisi kurulamadığı gibi, davacı çek bedelini çek lehdarı Koçtaş A.Ş'ne ödemiş ise de, gecikme faizi tutarı olan ( 1.680.000.000.- ) TL'yi ödeyip ödemediği anlaşılamamıştır. Öte yandan, dosyada mevcut Koçtaş A.Ş'ne ait müşteri karşılıksız çek iade bordrosunda davacı cari hesabına çek bedeli ile birlikte gecikme faizi olarak toplam ( 21.680.000.000.- ) TL kaydedilmiş olup, ( 1.680.000.000.- ) TL'nin davacıdan gecikme faizi olarak tahsili halinde KDV Kanunu uyarınca gecikme faizine KDV uygulanması da mümkün değildir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, davacı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak, davaya konu ( 1.680.000.000.- ) TL'nin lehdar Koçtaş tarafından, vade farkı olarak davacıdan talep edip etmediği ve bu şekilde cari hesaba kayıt görüp görmediği belirlenerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve yetersiz inceleme sonucu hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 26.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy