(4721 S.K. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ünye Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.03.2003 tarih ve 2002/498 - 2003/120 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 07.10.2003 günde taraf vekilleri tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 17.04.1995 tarihli sözleşme ile kura dışı daire satın aldığını, sözleşme gereğince aidat ödemekle yükümlü olmadığını, ancak davalı kooperatifin 22.06.2002 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 5 ay boyunca aylık 70.000.000 TL aidat alınmasının kararlaştırıldığını, bu genel kurul kararına dayanılarak 1.260.000.000 TL eski aidat ve Temmuz - Ağustos 2002 aidat borcu olarak 140.000.000 TL istendiğini, tasfiye halinde olan kooperatifin aidat toplaması mümkün olmadığı gibi kesinleşen ilam gereğince de eski aidat borcu ödeme yükümlülüğü bulunmadığına karar verildiğini ileri sürerek, genel kurul kararının iptali ile yaratılan muarazanın önlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, sözleşme gereğince davacının katılım payı ödeme yükümlülüğü bulunduğunu, genel kurul iptali davasının 1 aylık sürede açılmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bu davanın tarafları ve konusu ile Yargıtay Yüksek 11. Hukuk Dairesinin onanması ile kesinleşen 2001/279 Esas sayılı davanın aynı olduğu kesinleşen ilama göre davacının 60.000.000 TL aidat ödeme yükümlülüğü olmadığına karar verildiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, davacının kura dışı konut satın almak suretiyle ortak olduğu kooperatife aidat ödeme yükümlülüğü olmadığının tespiti, muarazanın önlenmesi ve aidat alınması yolundaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, kesinleşen ilam gereğince davacının aidat ödeme yükümlülüğü bulunmadığı gerekçe gösterilerek dava reddedilmiş ise de gerekçe ile varılan sonuç birbiri ile çelişkilidir.
Gerçekten de taraflar arasında daha önceden görülen ve kabul edilip kesinleşen mahkeme kararına göre, davacının aidat ödeme yükümlülüğü olmadığı belirlenmiştir. Bu karara rağmen daha sonra alınan genel kurul kararı ile davacıdan yeniden aidat istenmiştir. Kesinleşen ilama rağmen genel kurulun aynı konuda yeniden karar alması iyiniyet kurallarına aykırı olup, mahkemenin davayı bu çerçevede değerlendirmesi gerekir iken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma neden ve şeklinde göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy