(Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi m. 1, 2, 4, 15, 31, 34, 35, 37) (1086 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Hatay Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 24.02.2003 tarih ve 2001/276-2003/85 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 20.01.2004 gününde davalı avukatı Cemal Gönül gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilince Samsun-Bağdat arası davalının üst taşıyanı bulunduğu malların taşınmasının üstlenildiğini, varma yerinin (1200) km daha uzak olan Basra olarak değiştirilmesi ve araçların fazladan (4) gün bekletilmesinden doğan (9800) USD alacağın ihtarlara rağmen ödenmediğini ileri sürerek, anılan meblağın karar tarihindeki kur üzerinden ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, CMR.nin 31. maddesi uyarınca Samsun veya İstanbul Mahkemeleri yetkili iken davacının kendi ikametgahı yerinde dava açtığını, ara taşıyan olan ve gerçek taşıyan sıfatı taşımayan davacının CMR'nin 37 nci maddesine göre dava hakkı bulunmadığını, mesafe farkından doğan ek navlun ücretinin fazla hesaplandığını, boşaltma için kararlaştırılan 72 saati aşan serbest süreyi aşan beklemenin gerçekleşmediğini, kaldı ki CMR.nin 15. maddesine uygun bir ihbarda bulunulmadığını, taşınan yükteki (2800) USD.lik hasar bedeli ve gecikme bedeli (3700) USD'nin takas ve mahsubu gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, taşıma sözleşmesi ve belgeleri ile bilirkişi raporuna dayanılarak, HUMK.nun 10. maddesi hükmüne göre davalının yetki ilk itirazının yerinde olmadığı, davacının fazla mesafeden doğan ek navlun alacağının (7000) USD, üç aracın toplam (10) gün fazla beklemesinden doğan bekleme ücreti alacağının (1000) USD. olduğu, takas ve mahsup istemine konu karşı alacak iddialarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile (8000) USD.nin dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı, Moskova'dan Irak'a taşımayı üstlendiği iş makinelerinin Samsun Gümrüğü-Irak arası kesiti taşıma işini davacıya teklif etmiş, 01.12.2000 tarihinde imzalanan anlaşmayla taşımanın bu bölümünün belirlenen ücret karşılığında davacı tarafından ifası kararlaştırılmıştır. Davacının gerçekleştirdiği bu taşımanın Türkiye-Irak arasındaki uluslararası bir kara taşıması olduğu tartışılmaz bir olgudur.
Türkiye Cumhuriyeti bakımından 4.1.1995 tarihinde yürürlüğe giren ve yaygın biçimde CMR Anlaşması (Konvansiyonu) diye anılan Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyat İçin Mukavelenin 1/1 maddesi hükmü uyarınca, bu sözleşme, yükleme ve teslim için belirlenen yerin en az biri sözleşme tarafı (akit) ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her sözleşmeye uygulanacaktır. Bu durumda, varma yeri olan Irak Devleti, CMR Konvansiyonu'na taraf olmasa bile Türkiye'nin Ökidi bulunması bu konvansiyonun hükümlerinin uygulanması için yeterlidir. Konvansiyonun 2/1 maddesi ile taşımanın kara dışında yollar ile kısmen taşınması halinde dahi bu sözleşme taşımanın tümü için uygulanacağı öngörülmüştür.
Eşyaları gönderenden teslim alan asıl taşıyıcı durumundaki davalı, her bir araç için CMR.ye tabi bir taşıma senedi düzenlemiş, ancak davacının üstlendiği taşıma ile ilgili böyle bir belge düzenlenmemiştir. Konvansiyonun 4 ncü maddesi uyarınca bu yön geçerlilik koşulu değildir. Esasen CMR Konvansiyonu'nun 34 ve 35 nci maddeleri ile de açık olarak alt taşıma düzenlenmekle alt taşıma birden fazla ülkeyi kapsıyorsa ülkelerden birinin olması koşulu ile kendi başına dahi asıl taşıma ilişkisinden bağımsız olarak CMR Konvansiyonu hükümlerine tabi olacağı kuşkusuzdur. Uyuşmazlık konusu taşıma ilişkisinde davalı üst taşıyan davacıya karşı gönderen durumunda olup, anılan uluslararası sözleşmenin açıkça öngörülmüş az sayıdaki ayrıksı durumlar dışında son derece geniş kapsamı gözetilerek Türkiye-Irak arasındaki karayolu eşya taşımasında CMR hükümlerinin uygulanması yerine, uyuşmazlığın asıl taşıma tarafları arasında ortaya çıkmadığından CMR hükümlerinin uygulanamayacağı yönündeki bilirkişi görüşünü benimseyen mahkemenin davayı TTK. hükümlerine göre sonuçlandırması doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu yön bakımından bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve içeriğine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmemesine, takdir edilen 375.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy