(6762 S. K. m. 1299, 1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.12.2002 tarih ve 2002/998 - 2002/1576 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı İsmail Karaman tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalılardan İsmail'e ait ve müvekkili şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, diğer davalının kusurlu eylemi sonucu 3 ncü kişi aracına verdiği zarar bedelinin müvekkilince ödendiğini ileri sürerek, ödenen 883.000.000.-TL.nın temerrüt faiziyle birlikte rucüen tahsilini talep ve dava etmiş, davalılardan Necmettin hakkındaki davayı atiye bırakmıştır.
Davalı İsmail, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalılardan Necmettin'in tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın davalılardan İsmail bakımından kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan İsmail Karaman temyiz etmiştir.
1- Dava, ZMSS. Sözleşmesinden kaynaklanan rücu davasıdır.
Aracını davacı şirkete ZMSS. poliçesi ile sigorta ettiren mümeyyiz davalının sürücüsü diğer davalının tam kusur ile araç kullandığından bahisle Genel Şartların 4/a bendi hükmünü davalıların ihlal ettiği iddia edilmiş olup, mahkemece, mümeyyiz davalı hakkındaki davanın, diğer davalının tam kusuru nedeniyle kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları'nın 4/a maddesinde, rizikonun işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir eylemi veya ağır kusuru sonucu oluşması halinde sigortacının sigortalısına rücu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Dairemizin yerleşik uygulaması uyarınca, ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla birlikte kasta yakın bir kusurun varlığını ifade eder ve bu maddede tam kusur dan değil, kasıt veya ağır kusur dan söz edilmektedir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının tali yoldan gelip, aniden ana yola girdiği belirtilerek tam kusurlu kabul edilmiş olup, açıklanan bu ihlali ağır kusur veya kasıt olarak nitelendirmek doğru değildir.
Bu durumda, mümeyyiz davalı işletenin, sözleşme koşullarını ihlal ettiği davacı tarafından kanıtlanamadığından, davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru görülmemiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy