(1163 S. K. m. 27) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.03.2003 tarih ve 2001/507-2003/95 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Erdoğan Doğru'nun 1987 yılında davalı kooperatife ortak olduğu ve 1994 yılında çekilen kura sonucunda 5. Blok, 4. Kat, 19 nolu dairenin sahibi bulunduğunu, murisin 1998 yılında vefat ettiğini, 25.03.2001 tarihli genel kurul toplantısına müvekkilinin çağrılmadığını, bunun üzerine müvekkilince muarazanın men'i, konutun müvekkillerine ait olduğunun tespiti ve tescil istemli dava açtıklarını, bu davaya kooperatifçe verilen cevapta müvekkilinin ihraç edildiğinin ve ortak olmadığının bildirildiğini oysa, ölü kişi hakkında hiçbir işlem yapılamayacağını, kaldı ki, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1997/77 esas sayılı dosyasında, 09.09.1999 tarihli duruşmada davalı vekilince muris Erdoğan Doğru'nun üye olduğu beyanında bulunulduğu, yine, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/554 esas sayılı dosyasında 18.05.1999 günlü oturumda murisin ortaklığının kabul edildiğini, aynı beyanın 09.06.1999 tarihli oturumda tekrarlandığını belirterek, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların murisi Erdoğan Doğru'nun kooperatif ortağı iken 14.07.1998 tarihinde vefat ettiğini, kooperatife olan akçalı vecibelerini yerine getirmemesi nedeniyle muris hakkında keşide eden 1. ihtarnamenin 2.7.1998, 2.ihtarnamenin 22.07.1998 tarihinde tebliğ olunduğunu, davacının eşinin ölümünü ve mirasçılık belgelerini kooperatife ibrazı üzerine mirasçıların ortak yapıldığını v mirasçılar hakkında alınan ihraç kararının 09.09.1998 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, muris adına açılan ortaklıktan ihraç kararının iptaline yönelik davanın ölü şahıs adına dava açılamayacağından bahisle reddedildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki kanıtlara nazaran, davacılar murisinin 14.07.1998 tarihinde ölümünden sonra 22.07.1998 tarihinde yapılan 2. ihtarnamenin tebliği işleminin hükümsüz olduğu, davalı kooperatifin davacıların ortaklığını kabul ettiği 10.08.1998 tarihinden sonra mirasçılarına 2.ihtarnameyi tebliğ edip, ondan sonra ihraç kararı vermesi gerekirken bunu yapmadığı, kooperatifin Erdoğan Doğru'nun öldüğünü bilerek 1. ihtardan sonraki ihraç işlemlerin yürütmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, ölü eş hakkında yapılan işlemler nedeniyle 1163 sayılı Kanun'un 27. maddesine aykırı şekilde alınan ihraç kararının şeklen dahi olsa varlık kazandığından söz edilemeyeceği, yok hükmünde olan karara karşı her zaman dava açılabilecekse de davacının ortaklığı devam ettiğinden böyle bir dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı, kaldı ki, murisin sağlığında davalı kooperatife karşı açmış olduğu muarazanın men'i üyeliğin tespiti davası sonucunda 16.07.1999 tarihli kararla murisin ortaklığının tespitine karar verildiği, kararın 09.01.2000 tarihinde kesinleştiği, bu tarihten sonra dahi davacılar hakkında ihraca ilişkin bir işlem yapılmadığı, davacının halen ortak olduğunun mevcut deliller ve kesinleşmiş mahkeme ilamıyla sabit olmakla böyle bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dava, davalı kooperatif ortağı olunduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkeme kararının gerekçesinin aksine, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27.maddesine uygun ihtarnameler bulunmasa dahi,28.08.1998 tarihli ortalıktan ihraç kararının davacı mirasçıların 10.08.1998 tarihinde ortaklığa kabullerinden sonra mirasçılar hakkında alınması karşısında, aynı Yasa hükmü uyarınca davanın (3) aylık hak düşürücü süresi içerisinde açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesi ve artık hak düşürücü süresinde açılmayan bu davada ihtarnamelerin geçerli olup, olmadığının değerlendirilemeyeceğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gibi, dosyada mevcut Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1996/554 Esas sayılı dosyasında görülüp sonuçlanan davanın murisin ölümünden önce açılmış bulunması nedeniyle, anılan dava dosyasında 5.11.1996 tarihi itibarıyla yapılan tespit yada davalı kabullerinin temyize konu bu dava dosyasını ilgilendiren bir yönü bulunmaması nedeniyle mahkemece ulaşılan sonuca gerekçe yapılması doğru olmamış ve açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, hatalı gerekçelerle de olsa mahkemece sonuçta davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmekle HUMK'nun 438/9.maddesi uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan hükmün açıklanmaya çalışılan değişik bu gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.200.000'er lira temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan alınmasına, 09.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy