(6762 S. K. m. 563)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Isparta Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.12.2002 tarih ve 1998/699-2002/620 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.02.2004 günde davalı avukatı Bekir Çınagöz gelip, davacı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tarafın avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili anonim şirketin hamiline yazılı hisse senetlerinden (13)'ünü 1977 yılında edinen davalının 1988 yılında bu senetlerin kaybına dayalı iptal kararı alması üzerine, müvekkilinin ayrı seri numaralı senetleri yeniden düzenleyerek davalıya verildiğini, yıllar sonra dava dışı D.A. Işıldak'ın müvekkiline karşı açtığı davada aynı senetlerin hamili olduğuna dayalı istemlerde bulunduğunu, bu vesileyle yapılan incelemede davalı ortağın 1988 yılında aldığı iptal kararının 08326 ve 08338 seri nolu senetleri içerdiği, bu iki numara arasındaki diğer (11) senedi kapsamadığı sonucuna varıldığını, bu durumda (11) senet ve buna bağlı elde edilen hakların istirdadı ve senetlerin iptalini talep zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, davalının 08326 ve 08338 seri nolu iki adet hisse senedinden doğan pay sahipliği hakları saklı kalınmakla birlikte, bu senetler TTK'na göre bölünemediğinden ve iki adet senet karşılığı bugüne kadar gelen haklarının ferden tayini mümkün bulunmadığından iptal kararı sonrası davalıya verilen senetlerden dolayı davalının pay sahibi ve şirket ortağı olmadığının tespitini, bu senetlerin geri verilmesini ve iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin ikametgahının bulunduğu Antalya Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, hak düşürücü sürenin geçirildiğini, dava konusu senetlerin imha edildiğini, temsil ettiği hakların sermaye artışları ile değiştikten sonra böyle bir dava açılamayacağını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara, davalı şirket kayıtlarına, ilgili ceza dava dosyası kapsamına ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı ortağın aldığı zayi nedenine dayalı iptal ilamı iki hisse senedini içermesine karşın, davacı şirketçe (11) hisse senedinin fazladan davalıya verildiği, iptal ilamının kesinleşme tarihine göre on yıllık zamanaşımının dolmadığı, esasen davacının bu hatalı işlemini üçüncü kişinin SPK'ya başvurması üzerine fark ettiği gerekçesiyle, 8327 ile 8337 arası (11) adet hisse senedi ve daha sonra bunlar karşılığı verilen tüm hakların davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
1- Davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davaya konu hisse senetleri ile ilgili olarak dava dışı Durmuş Ali Işıldak'ın hamillik sıfatına dayanarak SKP'ya başvurduğu ve davacıya karşı aynı mahkemenin 1998/399 Esas nosunda kayıtlı dava açtığının davacı tarafça iddia edilmesi karşısında, anonim şirket hisse senedi üzerinde birden fazla kişinin mükerrer hak sahipliği olamayacağı gözetilerek dava konusu hisse senetlerinin gerçek ve üstün hak sahibinin kim olduğunun saptanması zorunlu olduğundan, dava dilekçesinde değinilen üçüncü kişice açılmış davanın işbu dava ile birleştirilerek görülmesi, eğer o davanın herhangi bir usulü nedenle derdest olmadığı öğrenilirse davacıya uygun bir süre tanınarak anılan kişiye dava açılmasının sağlanması, daha sonra davalar birleştirilerek birlikte görülmesi gerekirken, davacı şirketin pay ve paydaşlık durumunun sermaye yapısına aykırılık taşımasına yol açacak biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Bozma kapsamına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 19.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy