(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.03.2003 tarih ve 2001/162 - 2003/109 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı olan müvekkilinin davalıdan taşıma ücreti alacağı olduğunu, başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kooperatif kanalı ile G. firmasından alınan nakliye işleri nedeniyle doğacak istihkaktan alacaklı olduğunu, müvekkilinin ancak istihkakların tahsili ile ödeme yapabileceği bir borç için mütemerrit sayılamayacağını, alacağın muaccel olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen 30.01.2003 tarihli bilirkişi raporuna göre, ortaklarına taşıma işi temin eden ve taşıma yapan ortaklarına tahsil ettiği ücretlerden komisyon alarak ödeme yapan davalı kooperatifin, G. A.Ş.'den alacağını 14.06.2001 ve 23.01.2001 tarihleri arasında tahsil ettiği, G. A.Ş. tarafından davalıya verilen bonoların 25.12.2000, 25.01.2001 ve 25.02.2001 vadeli olduğu, bu nedenle davacının takip tarihi itibariyle istenebilir alacağının bulunmadığı, yargılama sırasında davacıya 04.09.2001 tarihinde anapara alacağının ödendiği, davanın esas alacak yönünden konusuz kaldığı, davalı kooperatifin G. A.Ş.'den alacağını faiziyle birlikte tahsil ettiği, bunu davacı ortağına da yansıtmak durumunda olduğu, bu yüzden takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerektiği, takip tarihinde istenebilir alacak mevcut olmadığından icra inkar tazminatı istenemeyeceği, ayrıca davalının yargılama gideri ve vekalet ücretinden de sorumlu tutulamayacağı, birikmiş faiz istemi reddedildiğinden davalı yararına bu miktar için vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin anapara alacağına takip tarihinden ödeme tarihine kadar (değişen oranlar uygulanmak ve % 60 oranı aşılmamak üzere) yasal (iskonto) faizi uygulanarak devamına, anapara ödendiğinden konusuz kalan esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birikmiş faiz ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı alt taşımacının, üst taşımacı davalı kooperatiften olan alacağının tahsili için başlattığı takibe davalının yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı, davalı kooperatifin aynı zamanda ortağıdır. Davalı kooperatif, üyeleri için bulduğu müşterilerden taşıma ücretini tahsil ettikten sonra, üyelerine ödeme yapmakta olup, kooperatifin çalışma düzeni bu şekilde süre gelmiştir.
Davalı ile dava dışı taşıtan G. A.Ş. arasındaki taşıma ilişkisiyle ilgili, dosyada mevcut cari hesap ekstresine göre, 11.08.2000 tarihinde doğan davalı alacağı için 14.09.2000 ve 27.09.2000 vade tarihli toplam 16.800.000.000.-TL bedelli iki adet bono düzenlenerek, borç miktarından indirim yapılmış ise de, bu iki bono davalı tarafından takibe konmamıştır. Bu meblağın tahsil edilmiş olması halinde, içinde davacının da bulunduğu 9 ortağın, davalı vekilinin delil listesinde bildirdiği belgede dökümü yapılan toplam 9.000.000.000.-TL.lık alacağının davalı tarafından ödenmesi mümkündür. Davacının başlattığı 18.01.2001 tarihli takipten önce bu bonolar fiilen tahsil edilmiş olmadıkça, davalının davacıya ödeme yükümlülüğünün başlamadığının kabulü gerekir. Davalının, bonoları tahsil etme olanağı ve olasılığının dava konusu takipten önce var olmasını yeterli görmek doğru değildir. Zira, davalı ile dava dışı şirket arasında cari hesap ilişkisi sürdükçe ve bu ilişki bitmeden davalının, aynı zamanda ortaklarının müşterisi olan şirkete karşı takibe girişmesini zorunlu kabul etmek, ticari hayatın ekonomik gereklerine uygun düşmez. Bu itibarla, davalının, doğan alacağını ileri vade tarihli bonolara bağlamasının, davacının alacağını geciktirdiğinden bahisle zarara neden olduğu sonucuna varılmamalıdır. Mahkemenin, alacağın takip tarihi itibariyle istenebilir olmadığına ilişkin vardığı sonuç, bu açıklamalar ışığında ve desteğinde doğru olup, davacı vekilinin aksi yöndeki ve davanın tamamen kabulünü amaçlayan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyizine gelince; takip tarihi itibariyle davacı alacağı istenebilir olmadığına ve mahkemece de böyle kabul edildiğine göre, takibe bağlı bu davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yargılama sonunda varılan sonuç ile çelişir tarzda yazılı şekilde kısmen kabulü ilişkin hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin diğer bir bölüm temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy