(6762 S. K. m. 285)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 26.03.2003 tarih ve 2002/683-2003/125 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.02.2004 günde davacı avukatı Erhan Büyükerk ile davalı avukatı Ender Dedeağaç gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, başlangıçta limited şirket olarak kurulan müvekkili şirketin iki kurucu ortağından biri olan davalının, Keçiören 35 parsel sayılı taşınmazdaki hissesini ayni sermaye olarak koyduğunu, şirketin bilahare anonim şirkete dönüştüğünü, 31.07.1995 tarihli ihtara rağmen davalının ayni sermaye olarak koyduğu taşınmazın mülkiyetini şirkete devretmediğini, koyduğu ayni sermayeye dayalı ve pay sahibi olarak tüm haklarını kullanan davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, 35 parseldeki davalı adına kayıtlı 2545/10830 hisse payının iptali ile davacı anonim şirket adına tapuya tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanı zamanaşımına uğradığını, iki ailenin birleşmesi ile kurulan şirketin devamlı bir şekilde diğer tarafça yöneltildiğini, dava konusu taşınmaz ile ilgili görülen şufa davasında tüm davacı iddialarının incelenerek ret edildiğini, davacının iyiniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilen karar Dairemizin 11.04.2002 günlü kararında yazılı gerekçelerle davacı yararına bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının halen ortaklık ilişkisini, dolayısıyla davacı ile sözleşme ilişkisini sürdürdüğü, TTK. nun 285. maddesi gereğince davalının ayni sermaye olarak koyduğu taşınmaz mülkiyetini şirkete devir ile yükümlü olduğu, aksini düşünmenin şirket ile anasözleşmesinde gösterilen ana sermayeyi gözeterek iyiniyet çerçevesinde ticari ilişkiye girmiş 3. şahıslar açısından tehlikeli sonuçlar doğacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 375.000.000. TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 202.500.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy