(6762 S. K. m. 385, 389, 391, 401) (1086 S. K. m. 57) (4721 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.04.2003 tarih ve 2002/388 - 2003/159 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve fer'i müdahiller A.... Blue Voyage Fund L.P. ve A.... Global Sports And Entertainment Fund L.P.vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.11.2003 günde davacı avukatı Yiğit Tahsin Okur ve müdahiller avukatları Mehmet Gün ve Hüseyin Ülgen gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı ve müdahil avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 26.11.1997 tarihinde kurulan davalı anonim şirketin kurucu ortağı olduğunu, kuruluş anasözleşmesine göre payların (A) ve (B) grubuna ayrıldığını, (A) grubuna yönetim ve denetim kurulu için aday gösterme imtiyazı verildiğini, 03.11.2000 tarihinde anasözleşme değişikliği yapılıp, sermaye artırımı ile birlikte (C) ve (D) grubu paylar ihdas edildiğini ve bunlara da yönetim ve denetim kurulu seçimi ile toplantı ve karar nisabının oluşumunda geniş ve mutlak nitelikte imtiyazlar tanındığını, 08.02.2002 tarihinde yeniden anasözleşme değiştirilerek, sermayenin artırıldığını ve (C) ile (D) grubu paylara önceden verilen imtiyazların daha da genişletildiğini, bunların sonucunda müvekkili Kulüp'ün (C) ve (D) grubu hisse senedi sahiplerinden biri onaylamadıkça, maliki bulunduğu (B) grubu paylarını satamaz hale getirildiğini, bu durumda davalı anonim ortaklığın (1000)TL'lik hissesi ile (C) veya (D) pay sahibi bir kişinin şirketin mutlak sahibi haline gelip, çoğunluk iradesini tahakkümü altına aldığını,bunlardan birinin onayı olmadıkça hiçbir hukuki, idari ve ticari işlem yapamaz hale geldiğini, (C) ve (D) grubu olan bu iki payın şu anda iki yabancı şirket olan A.... BLUE ve A.... GLOBAL unvanlı iki yabancı uyruklu şirket elinde bulunduğunu, davalı şirket anasözleşmesinin bu imtiyazları tanıyan 8/5 maddesinin 2,3 ve 4 ncü paragraflarının TTK'nun emredici hükümlerine aykırı olduğunu ve buna bağlı olarak anasözleşmenin 9.3.c ve 17/8 ve 10 ncu maddelerinin de, batıl olduğunu ileri sürerek, anasözleşmenin 8/5 maddesinin 2, 3 ve 4ncü paragrafı ile 9/3.c ve 17/8 ve 10 maddelerinin butlanının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket taraf, yargılamaya katılmamıştır.
A.... BLUE ve A.... GLOBAL vekilleri, 26.12.2002 tarihli dilekçe ile davaya konu edilen imtiyazların müvekkillerine ait paylara ait olduğunu ve verilecek kararın hukuklarını etkileyeceğini bu nedenle davalının yanında fer'i müdahale talebinde bulunmuştur.
Fer'i müdahiller vekili,25.02.2003 günlü dilekçe ile davacı ve davalı ile birlikte sekiz gerçek kişi olan davalı şirket yönetim kurulu üyelerini hasım göstererek bu defa asli müdahale talebinde bulunmuştur.
Mahkemece, iddia ve toplanan kanıtlara göre, A.... BLUE ve A.... GLOBAL şirketleri vekillerinin fer'i müdahale taleplerinin kabulüne,ancak, dilekçe harçlandırılmış ise de şirket aleyhine açılan davada şirket ortaklarının asli müdahale talebinin geçerli olmayacağı ve derdest davaya asli müdahale çerçevesinde üçüncü kişilerin dahil edilmesi usulen mümkün bulunmadığından asli müdahale talebinin reddine karar verildiği ve işin esası yönünden; dava, butlanın tespiti talebi ile tespit şeklinde açılmış ise de, bir kısım anasözleşme hükümlerinin batıl olduğunun tespiti yolu ile iptallerinin amaçlandığı ve davanın eda davası olarak dinlenme kabiliyeti bulunduğu, uyuşmazlık konusu anasözleşme hükümlerinin T.Ticaret Kanunun'un emredici hükümlerine aykırı olup, şirket genel kurulunun münhasır yetkilerini bertaraf eder nitelikte olduğu iddia edilmekte ise de, TTK'nun 401 nci maddesinin bir kısım paylara kâr payı, tasfiye payı ve sair hususlarda anasözleşme hükümleri ile imtiyaz hakkı tanınmasına cevaz verdiği, bu kapsamda, bir kısım paylara yönetim ve denetim kurulu için aday gösterme hakkı tanınması mümkün olduğu gibi, genel kurul ve yönetim kurulu toplantı ve karar yeter sayılarının buna göre düzenlenmesi "altın oy" şeklinde mevsuf nisap kabul edilmesinin olanaklı olduğu ve TTK'nun 401 nci maddesi karşısında, grup imtiyazı olarak kabul edilmesi gerektiği, imtiyaz haklarına karşın yönetim kurulu ve denetim kurulunu seçme inisiyatifinin genel kurulda bulunduğu, bu durumda dava konusu anasözleşme hükümlerinin batıl olduğunun kabul edilemeyeceği,ancak tüm haklarda olduğu gibi münhasır yetkilerin ve imtiyaz haklarının kullanılmasında MK'nun 2 nci maddesine uygun davranılması gerekeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve asli müdahale talebinde bulunanlar A.... BLUE ve A.... GLOBAL şirketleri vekilleri temyiz etmiştir.
1-Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun 57 nci maddesi hükmü uyarınca, kural olarak fer'i müdahilin mahkeme kararını ancak yanında bulunduğu tarafla birlikte ve o tarafın temyiz etmesi halinde temyiz yoluna başvurması mümkün olup, tek başına temyiz hakkı bulunmamakla birlikte, temyize konu kararda davanın konusunu oluşturan hakkın özünün (imtiyaz haklarının) asli müdahale talepleri reddedilen fer'i müdahillere ait olduğu ve bu durumun bu konuda verilecek karar doğrudan doğruya onların hukuklarını etkileyeceğinden temyiz yoluna başvurmada hukuki menfaatlerinin bulunduğunun kabulü gerekmiştir.
2-Yukarıda da değinildiği gibi dava, dava dışı olup,ancak yargılamaya fer'i müdahil olarak katılan A.... BLUE ve A.... GLOBAL firmalarının elinde bulunan imtiyazlı payların ihdasına ve bunların kullanılış şekline ilişkin düzenlemeyi teşkil eden davalı anonim şirket anasözleşmesinin bir kısım hükümlerinin T.Ticaret Kanunu'nun emredici nitelikteki hükümlerine aykırı olduğu iddiası ile bu hükümlerin butlanla sakat olduklarının tespitine ilişkindir. Diğer bir deyişle, dava, anonim şirket anasözleşmesinin değiştirilmesi amacına yönelik bulunmaktadır.
TTK.nun 385, 389, 391 ve 401 nci maddeleri hükümleri uyarınca, müktesep hak niteliğindeki imtiyazlı paylara ilişkin ana sözleşme değişikliklerinde, bu değişiklik imtiyazlı pay gruplarının imtiyazlarını ihlal edecek ise, bu değişikliğin ayrıca imtiyazlı pay sahibi genel kurullarınca onanmadıkça genel kurulda alınan kararların infaz olunamayacağı diğer bir deyişle, ana sözleşme değişikliğinin gerçekleşmeyeceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Şayet imtiyazlı pay grubu genel kurulu kararlarının yasaya ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu şirketçe ileri sürülmek isteniyorsa, uygulamada ve doktrinde de kabul edildiği üzere, bu genel kurul kararlarının geçersizliği bakımından bu pay grupları hasım gösterilmek suretiyle iptal davası açabilme olanağı tanınmakta ve böyle bir davada her iki taraf da iddia ve savunmalarını yargılama usul hukuku hükümleri çerçevesinde ileri sürebilmektedirler.
Dava konusu olayda ise, bir kısım şirket paylarına sahip olan davacı ortak tarafından sadece davalı şirket hasım gösterilerek, dava dışı pay gruplarına tanınan imtiyazlara ilişkin bir kısım anasözleşme hükümlerinin batıl olduğunun tespitine karar verilmesi istenilmektedir. Bir başka deyişle, imtiyazları kaldırılmak istenen pay grupları sahibi olan paydaşlar davada taraf durumunda değildirler. Oysa, yukarıda değinilen yasa hükümleri, bu konuda tarafların yargılamada karşı karşıya gelerek, her bir tarafın kendi hukuki menfaatlerini koruma konusunda bir denge sağlanması, adil yargılanma hakkının taraflara tanınması amacını gütmektedir.
Böyle bir davada, kendisine taraf sıfatı tanınmayan imtiyazlı pay sahiplerinin fer'i ve asli müdahil sıfatı ile davaya katılmaları, kurulabilecek hüküm bakımından bu noksanlığı giderebilecek nitelikte değildir.
Bu durum karşısında mahkemece yapılacak iş; taraflara adil yargılanma hakkının sağlanabilmesi için, davacı tarafa, imtiyazlı pay sahiplerine karşı ayrı bir dava açma hakkı tanınmak ve bu dava açıldığı takdirde, usul hükümleri çerçevesinde her iki dava birleştirilerek yargılamaya devam edilmek ve hasıl olacak sonuca göre davanın sonuçlandırılması olmalıdır. Mahkemece bu husus dikkate alınmadan davanın görülüp, sonuçlandırılması doğru görülmediğinden, kararın bu yönden davaya fer'i müdahil olarak katılanların yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte yazılan nedenlerle, fer'i müdahillerin temyiz isteminin kabulüne, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın fer'i müdahil yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte yazılan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak fer'i müdahiller vekillerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 13.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy