(551 S. KHK m. 156, 161, 165)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.03.2003 tarih ve 2002/338 - 2003/131 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2004 günde davacılar avukatı Önder Özden gelip, davalılar avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan tarafın avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının tescil ettirdiği faydalı modelin 551 sayılı KHK. nin 156 ncı maddesinde öngörülen yenilik özelliği taşımadığını ileri sürerek, anılan KHK. nun 165 inci maddesi uyarınca davalıya ait faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini, müvekkillerinin öncelikli hak sahibi olduğu profil birleşim bağlantı elemanlarının benzerlerinin üretilerek pazarlanmasının haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, önlenerek yasaklanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hükümsüzlük nedeni olarak gösterilen iddiaların dayanaksız olduğunu, 551 sayılı KHK. nun 161 inci maddesine göre, süresinde itiraz edilmediğinden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 551 sayılı KHK. nin 165 inci maddesi gereğince hükümsüzlük davası açılabilmesinin aynı KHK. nin 161 inci maddesine göre itiraz önkoşuluna bağlandığı, davacı tarafça üç aylık süre içerisinde itirazda bulunulduğunun belgelenemediği, bu nedenle davacı tarafın dava açma sıfatı bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 156 ncı maddesinde belirtilen yenilik özelliği taşımadığı ileri sürülen davalıların faydalı model tescil belgesinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. Mahkemece, anılan Kararname'nin 165/2 maddesince gönderme yapılan 161 inci maddesinde öngörülen tescil başvurusunun ilanından itibaren (3) aylık süre içerisinde itirazda bulunmayan davacıların dava hakkı bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
551 sayılı KHK. nin 165/2 nci maddesi uyarınca, zarar gören üçüncü kişiler veya savcılık aracılığıyla ilgili resmi makamlar veya aynı konuda faydalı model belgesi isteme hakkına sahip kişilerce faydalı model belgesinin hükümsüzlüğü davası açılabilir. İzleyen fıkrada ise, zarar gören üçüncü kişilerin ve ilgili resmi makamların bu talepte bulunabilmesi için, 161 inci maddeye göre itiraz yapmış olmaları zorunludur. Bu yasal düzenlemelerden çıkarılması gereken sonuç, anılan Kararname'nin 157 inci maddesinde belirtilen buluş sahipliği veya buluş sahibinin halefiyetine dayalı olarak faydalı model belgesi isteme hakkına sahip kişiler, 161 inci maddede öngörülen itirazda bulunma koşuluna bağlı olmaksızın faydalı model belgesinin hükümsüzlüğünü isteyebilmeleri olmalıdır.
Dava konusu olayda da, davacı taraf, davalının tescil ettirdiği Pila Konstrüksiyon Sistemi adlı faydalı model belgesine konu ürünün kendilerince oluşturulup, geliştirilerek ilk olarak üretildiğini ve piyasaya sunulduğunu ileri sürdüğüne göre, mahkemece yapılması gereken, uyuşmazlığın esasına girilerek, davalıların davaya konu faydalı model belgesinin yenilik özelliği taşıyıp taşımadığı, davacı tarafın anılan Kararname'nin buluş iddiasına konu ürünü ile benzerliğinin uzman bilirkişilerden sorulup belirlenmek, oluşacak sonuca göre davacı tarafın 161 inci maddesindeki itiraz koşuluna tabi olmayan faydalı model isteme hakkına sahip kişilerden olup olmadığı ve buna bağlı olarak dava hakkı bulunup bulunmadığını belirlemekten ibarettir. Davacı tarafın dayandığı özel hükümsüzlük nedenleri gözden kaçırılarak, davalıların faydalı model belgesinden dolayı zarar gören 3. kişiler kapsamında değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan, dava dilekçesinde haksız rekabet iddiasına dayalı taleplerde bulunulmasına karşın, haksız rekabet iddiası hakkında hiçbir inceleme yapılmaması ve olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi de doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy