(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.03.2003 tarih ve 2001/1082 - 2003/110 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve muk. davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı (karşı davalı) vekili, müvekkilinin davalı kooperatif ortağı iken payını kooperatife devrederek üyelikten ayrıldığını, 24.06.2000 tarihli genel kurul toplantısında ortaklıktan ayrılanlara yapılacak geri ödemelerin şekli yönünden yönetim kuruluna yetki verildiğini, yönetim kurulunca alınan yetkiye istinaden üyenin yaptığı ödemenin, ödeme temliklerine göre Alman markı cinsinden hesaplanıp, geri ödenmesine dair karar alındığı, müvekkilinin buna göre kooperatife yapmış olduğu ödemelerin bir kısmını geri aldığını, ancak, kooperatif yönetiminin bilahare bu uygulamadan vazgeçtiğini, oysa ortak için kazanılmış hak niteliğinde olan kararın geri alınamayacağını, müvekkilinin halen kooperatiften 11.000 DM alacaklı olduğunu belirterek, 11.000 DEM'in fiili tahsil tarihindeki karşılığının, ya da 8.030.000.000.- TL. nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
Davalı (karşı davacı) vekili, genel kurul kararıyla değerlendirme ve uygulamanın yönetim kuruluna bırakıldığını, davacının paraya sıkıştığını bildirmesi ve kendisine yapılacak ödemenin Süleymen N'ye yapılmasını istemesi nedeniyle kooperatifçe Süleyman N'ye 5.500 DM 1.651.000.000.-TL ödendiğini, davacının bu parayı alamadığını bildirmesi üzerine, tekrar 14.655 DM (4.978.350.000.) TL ödeme yapıldığını, davacının tüm ödemelerinin 1.547.323.000.- TL olup, bu paranın yatırıldığı tarihteki karşılığının 18.896 DM olduğunu, davacıya fazla ödemede bulunulduğunu, kooperatifin ayrılan üyelere aidatlarını DM olarak iade edeceği kararının Yönetim Kurulu'na bırakılmasının bazı üyelerce kesin karar gibi değerlendirilerek suiistimal edildiğini, bu nedenle uygulamadan vazgeçildiğini, davacı dışında kimseye DM ödemesi yapılmadığını belirterek davanın reddini istemiş, karşı davasında ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 1.000.000.000.- TL. nın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, davacı (karşı davalı)'nın davalı kooperatiften alacaklı değil, bilakis borçlu olduğu, karşı davanın süresinde açılmadığı gerekçeleriyle, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı (karşı davalı) vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ayrılan davacının kendisine ödenmesi gereken ortaklık payının tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafından yönetim kurulunca alınan yetkiye istinaden geri ödemenin yatırılan aidatın yatırıldığı tarihteki kur üzerinden DEM'e çevrilerek ödenmesine dair alınan karara istinaden halen kooperatiften alacaklı olunduğu iddia edilmiştir. Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun davacının ciddi itirazlarını karşılamaktan uzak ve karar tesisinde yetersiz olduğu, mahkemece gerekçesinde de, davacıya yapılan ödemelerin DEM cinsinden hesabında dava dışı S. N 'ye yapılan ödemeler davacıya yapılan ödemeler arasında sayılmazken, TL olarak yapılan hesaplamada bu kez bu şahsa yapılan ödemelerinde dikkate alınmış olunduğu görülmektedir. Açıklanmaya çalışıldığı üzere ne bilirkişi raporu ne de karar gerekçesi uyuşmazlığı çözümlemekten uzaktır. Böyle bir uyuşmazlıkta, yapılacak ödemelerin döviz bazında olacağına dair alınmış açık bir genel kurul ve buna istinaden alınmış bir yönetim kurulu kararı bulunmadığına göre, davacının talep edebileceği tutar davalı Kooperatife yatırılan paranın istirdadından ibarettir. Bu durumda davacı tarafından yatırıldığı anlaşılan TL ve DEM ödemelerin ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle, davalı kooperatif tarafından yapılan ödemeler dikkate alınarak varsa davacının alacağının TL ve DEM olarak belirlenerek ayrı ayrı hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde ve yanlış gerekçelerle hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı (karşı davalı) yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy