(6762 S. K. m. 1, 724) (818 S. K. m. 44, 98, 99, 100) (YHGK. 15.6.1994 T. 1994/11-178 E. 1994/398 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.12.2002 tarih ve 1999/48-2002/1432 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin (Silivri Özel İdare Müdürlüğü'nün) hesabından bastırılan çeklerin 25 adetlik dördüncü koçan boş olarak çalındıktan sonra, 98.000.000 lira bedel yazılıp doldurularak 3 gün boyunca 16 şubeye birer çek ibraz edilerek tahsil edildiğini, davalının basiretli davranması halinde çeklerin çalındıktan sonra doldurulduğunu anlayabilecek olduğunu, toplam 1.571.600.000 lira çek hesabından ödeme yapıldığını ileri sürerek, müvekkilinin zararını oluşturan bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının ödemede herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TTK.nun 724 ncü madde hükmüne dayalı alacak istemine ilişkindir.
Öğretiye ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TTK.nun 724. maddesinde öngörülen sorumluluk,muhatap banka açısından kusursuz ve yasadan doğan bir sorumluluktur.Keşideci tamamen kusurlu fakat muhatap kusursuz ise muhatap sorumlu tutulamaz.Yani,tarafların hiçbirinin kusurlu olmadığı hallerde banka, sahte veya tahrif edilmiş çeki ödemenin sorumluluğundan kurtulamaz. Sorumluluğun doğması için objektif özen yükümlülüğünün ihlali ile zarar arsında uygun illiyet bağının bulunması yeterlidir. Keşidecinin müterafik kusuru, TTK.nun 1. maddesinin atfı ve BK.nun 98. maddesinin yollamasıyla, BK.nun 44. maddesi uyarınca dikkate alınmalıdır. Karşılıklı kusur halinde, tarafların zarara kendi kusurları oranında katlanmaları gerekecektir. Bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan B.K.nun 100 ncü madde hükmü uyarınca kurtulabilmesi için gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini kanıtlaması gerekir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar. Sahteciliğin inandırıcı olup olmadığı, iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı yasal unsurlar arasında sayılmamıştır. (Geniş açıklama için bkz. HGK. nun 15.6.1994 gün ve E. 94/178, K.94/398 sayılı kararı ile Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1997, 2.bası, sh.1110 vd.)
Somut olayda, davacı keşideci çekler çalınır çalınmaz emniyete haber vermiş ise de, davacının görevlisinin yargılandığı ceza dosyasına göre, davacı çelik kasa bulundurmamış ve çekler çekmeceden çalınmış olup, çeklerin çalınmasında davacı kusurludur. Davalı banka da çalınma olayının kendisine bildirilmesinden önce ibraz edene ödemede bulunmuş ise de, dava dilekçesinde ve rapora itiraz dilekçesinde ayrıntıları ile açıklanan hususları dikkate almadığı ve basiretli davranmadığı için kusurludur. Çekler hamiline değil emre yazılı olup, bankanın kontrol olanağı daha fazladır. Çek taahhütnamesinin 1 nci madde hükmü, B.K.nun 99/2 nci madde hükmü uyarınca hükümsüzdür. Bu itibarla, bu madde hükmüne geçerlilik tanıyan ve sadece davacıyı kusurlu bulan bilirkişi kurulunun raporunda ve bu görüşü benimseyen mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Rapora itiraz üzerine ek rapor alınmamış, çeklerden birinin ibraz edildiği şubenin çeklerin çalıntı olduğunu fark ederek ödemede bulunmadığı iddiası dahi mahkemece araştırılmamıştır.
O halde; mahkemece, başka bir bilirkişi ya da kurulu seçilerek, tarafların kusur oranları tespit ettirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle eksik inceleme sonucu davanın reddi, bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy