(6762 S. K. m. 1292)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.05.2003 tarih ve 2002/138-2003/378 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin eski acentası olan müvekkilinin acentalığının 15.04.2002 tarihinde feshedildiğini, taraflar arasında acentalık sözleşmesine ek olarak düzenlenen protokolün 11. maddesine göre acentalığın tasfiyesi halinde istihsal hariç diğer hakların tasfiye karar tarihinden itibaren 1 yıl süre ile geçerli olduğunun kabul edildiğini, acentalık sözleşmesinin feshinden önce düzenlenmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı B. K.'ye ait aracın başka bir araca arkadan çarpması sonucu sigortalı araçta oluşan müvekkilince sigortalıya ödenip temlikname alındığını, ancak bu miktarın davalı yanca müvekkiline ödenmediğini ileri sürerek, 100.005.000 TL. nın davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın kazası sonrasında hiçbir resmi evrak düzenlenmediğini, hasarın teminat kapsamında olduğunun sigortalıca kanıtlanması gerektiğini, rücu hakkını engelleyen sigortalının zarardan sorumlu olduğunu, süresi içinde hasar ihbarında bulunulmadığını, davanın hasar ödeme yetkisinin de olmadığını, davacı tarafın müvekkiline borcu bulunduğunu ve buna ilişkin davanın devam ettiğini, ödenmesi gereken bir rakam olsa bile takas/mahsup yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı acentanın sigortalıya ödeme yapmasına dayanak olan poliçenin acentalığın feshinde önce yürürlükte olduğu, hasarın poliçe teminatı dışında olduğunu davalının ispatlayamadığı, TTK. nun 1292 maddesine göre sigortalının kasdı olmadığı takdirde geç ihbarın hasar tazminatı ödemesine engel olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.200.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy