(818 S. K. m. 126)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.4.2003 tarih ve 1994/764-2003/246 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalı kooperatif vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 13.4.2004 günde davacı avukatı Mehmet Güner ile davalı kooperatif avukatı Nevin Özkan gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu müvekkilinin ortaklıktan kaynaklanan tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine karşın davalının müvekkiline kur'ada isabet eden konutu inşaatında ve müştemilatındaki sorun ve eksiklikleri gidermeden ayıplı olarak teslim ettiğini, davalı nezdinde yaptığı girişimlerin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, istinat duvarının yıkılması ve tekniğe uygun yapılması olmadığı takdirde 7.000.000.000 TL, takviye kolonlarının barbakanların, tahliye drenaj kanallarının yapılması ya da 2.700.000.000 TL, ayrıca binanın uğrayacağı değer kaybı için 5.000.000.000 TL, bahçedeki killi toprağın değiştirilmesi ya da 360.000.000 TL, müvekkilce şimdiye kadar yapılan alt yapı bedeli 2.000.000.000 TL ile yoksun kalınan kira kaybı bedeli 16.073.000.000 TLnin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, gerçek kişi müvekkillerine pasif husumet yöneltilemeyeceğini, davacının konutu fiilen teslim aldığı tarih dikkate alındığında davanın zamanaşımına uğradığını, konutun davacıya diğer ortaklara aynı evsafta teslim edildiğini, davacının konutu ve müştemilatını amacına aykırı ve bahçeyi kapalı alan olarak kullanmaya çalıştığını, bunun belediye tarafından önlendiğini, davacının noksan teslimden doğan bir zararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve birbirini teyit eden 2 nci ve 3 ncü bilirkişi raporlarının kanaat verici olup, bunlara göre, davacıya ait istinat duvarının ortalama 60 m.lik kısmının güvenli hale getirilmesinin davalı kooperatifin görevi olup, bu işlerle ilgili olarak kooperatife başvurulup, durumun genel kurulda değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle bununla ilgili tazminat isteminin yerinde olmadığı, davacıya ait 17 no'lu parsel ile doğu komşusu olan 16 no'lu parsel arasında yaptığı sınır duvarının davalı kooperatifçe yaptırılması gerektiği ve dava tarihine göre değerinin 47.417.750.000 TL olduğu, bunun yanında davacı parselinde satıhtan gelen suların tahliyesi için yaptırmış olduğu 3 adet rögar ile büz hattı ve kuzey-batı duvarındaki açılacak barbakanlardan gelecek suyun tahliyesi için yapılacak açık drenaj kanalının davacı tarafından yaptırılmış olup, 1999 tarihi itibariyle 269.074.487 TL olduğu, davacının daha önce yaptırdığı ve Çankaya Belediyesi tarafından yıktırılan imalat bedelini isteyemeyeceği, davacının kooperatifçe belirtilen süre içerisinde bahçe toprağı konusunda bir talepte bulunmadığı ve davalının bahçe toprağını değiştirme zorunluluğu bulunmadığı, davacının 1992 tarihinde konutu fiilen teslim alıp tasarrufta bulunduğu anlaşıldığından yoksun kalınan kira bedeli isteyemeyeceği, gerçek kişi davalılar hakkındaki davanın atiye terk edildiği gerekçesiyle, gerçek kişi davalılar hakkındaki dava atiye terk edildiğinden ve dava süresinde yenilenmediğinden bu davalılar hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, davanın kısmen kabulü ile, 316.492.237 TL'nin davalı kooperatiften tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalı kooperatif vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekili, davacının davaya konu taşınmazı teslim tarihinden dava tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuş ise de, davalı kooperatifin davacıya gönderdiği 21.11.1995 tarihli ihtarname ile evi teslim almasını aksi halde teslim almış sayılacağını ihtar etmiş olup, teslimin resmen bu tarihte yapılmış sayılması gerektiği ve bu tarihten itibaren dava tarihine kadar BK'nun 126/4 maddesi hükmü uyarınca öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmamış olduğunun anlaşılmasına göre, davalı kooperatif vekilinin tüm davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, davacı vekili, müvekkiline teslim edilen bağımsız bölümün istinat duvarının eksik ve ayıplı teslim edildiğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda istinat duvarının güvenli hale getirilmesinin davalı kooperatifin görevi dahilinde olduğu kanaatine varıldığı halde, bu işlerle ilgili olarak davacının kooperatife başvurup durumun genel kurulda değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle bu kaleme ilişkin tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, söz konusu olan istinat duvarı, davacının konutu fiilen tesliminden itibaren taraflar arasında ihtilaflı olup, dava tarihine kadar davacının, davalı kooperatifi bu duvarın sağlam bir şekilde yapılması için birkaç kez ihtar göndermiş olup, davalı taraf, iradesini bu duvarı yapmama yönünde gösterdiğine göre, artık sorunun yeniden genel kurul önüne götürülmesinde davacının bir menfaati olmadığı açıktır.
O halde, davacının istinat duvarının sağlamlaştırılması için isteyebileceği tazminat miktarının belirlenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile bu istemin reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) no'lu bentte yazılı nedenlerle, davalı kooperatifin tüm davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentlerde açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, temyiz harcı davalıdan peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy