(6762 S. K. m. 1268, 1332)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mecitözü Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.04.2003 gün ve 2001/24 - 2003/52 sayılı kararın Yargıtayca tetkiki duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2004 günde davacı avukatı Kenan Yaşar ile davalı avukatı Zeynep Hacıalioğlu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkillerinin murisi Adil Arat'ın kullandığı tarımsal kredinin teminatını oluşturmak amacıyla hayat sigorta poliçesi düzenlendiğini, murisin ölümü üzerine kredi borcundan sonra kalan poliçe teminatının müvekkillerine ödenmediğini ileri sürerek, asıl davada 501.000.000.-TL'nin, birleşen 2002/120 esas sayılı davada ise, asıl davada saklı tutulan 34.480.742.000.-TL'nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, asıl davada murisin sigorta poliçe düzenlendiği sırada akciğer kanseri olduğunu gizlediğini, bu sebeple ödeme yükümlülüklerinin olmadığını, birleşen davalarda husumetin Başak Sigorta A.Ş.'ne yöneltilemeyeceğini, TTK. nun 1268 nci maddesinde ön görülen 2 senelik sürede davanın açılmadığını, gerçeğe aykırı beyan sebebiyle ödeme yükümlülüklerinin olmadığını, faize dava tarihinin esas alınabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık anlatımları ve bilirkişi raporuna göre, birleşen davalarda dayanılan poliçenin Güneş Hayat Sigorta A.Ş.'ce düzenlenmiş olması, her iki şirketin daha önceden tek bir şirket iken hayat sigortası branşında faaliyet göstermek üzere 1998 yılında Güneş Hayat Sigorta A.Ş.'nin kurulduğu, kanuni olarak hayat sigorta poliçesi düzenleme yetkisi olmayan şirket aleyhine dava açmanın mümkün olmadığı bütün bu hususlar düşünüldüğünde davanın Başak Hayat Sigorta A.Ş. aleyhine açılmak istendiğinin anlaşıldığı, TTK. nun 1268 inci maddesinde öngörülen zaman aşımı süresinin aynı kanunun 1332/son maddesi gereğince rizikonun ihbarı yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren 5 günlük sürenin dolduğu tarihte sigorta bedelinin muaccel hale geleceği, bu tarihin 09.10.2000 olduğu ve davanın bu tarihten itibaren 2 senelik sürede açıldığından husumet itirazı ile zaman aşımı def'inin reddine, poliçe tanzimi sırasında murisin rahatsızlığını gizleyerek doğru bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği savunmasının davalı yanca kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacıların murisi, dava dışı bankadan kredi kullandığı sırada kredi borcunun geri ödemelerinin bankaca teminat altına alınması amacıyla hayat sigortası davalı şirketçe yapılmıştır. Dava dışı banka ile davalı sigorta şirketi arasında imzalanan grup hayat sigorta sözleşmesinin 9 uncu maddesine göre banka, kredi borcu ve faizleri açısından 1 inci derecede hak sahibidir. Kredi borcu ve faizleri dışında bakiye bir teminat kaldığı takdirde sigortalının mirasçı ya da hak sahipleri ancak bakiye teminatı isteyebilirler.
Somut olayda, sigortalının hak sahibi mirasçıları asıl ve birleşen davada poliçe teminatının tamamını dava konusu etmişlerdir. Mahkemece murisin dava dışı bankaya olan kredi borcu ve varsa faizlerinin davacılar tarafından ödenip ödenmediği araştırılıp, bankaya ödenmesi gereken bir sigorta tazminatı olup olmadığı, varsa bakiye sigorta teminatı açısından davacılara ödenmesi gereken miktar belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, yazılı gerekçeyle eksik inceleme sonucu hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Kabul şekline göre de, davalı sigorta şirketi, sigorta primlerinin davacılar adına bankaya havale edildiğini de savunduğuna göre bu savunma üzerinde durulmadan prim miktarı kadar davacıların nedensiz zenginleşmesi sonucunu doğuracak şekilde hüküm kurulması da doğru görülmediğinden kararın bu sebeple dahi bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 no.lu bentlerde açıklanan sebeplerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 375.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy