(6762 S. K. m. 3)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Dikili Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.02.2002 tarih ve 2001/123 - 2002/51 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M. Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı İlhan Yüksel'in müteahhitliğini üstlendiği inşaatın yapımı sırasında hafriyat çalışmalarını yapan diğer davalı şirketin aynı yerde kurulu bulunan müvekkiline ait telefon kablosunu koparmak suretiyle hasarlanmasına neden olduklarını ileri sürerek 138.624.718 TL hasar bedelinin davalılardan reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, hasar miktarı ve reeskont faizi talebinin yerinde olmadığını savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kabulüne, 138.624.718 TL'nin olay tarihi olan 03.09.1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının tesislerine davalılarca verilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Zarara konu eylem, davalıların ticari işletmesiyle ilgili olduğundan T.T.K.nun 3 maddesi uyarınca ticari iş niteliğinde bulunup, bundan doğan zarardan kaynaklanan tazminata da ticari faiz oranı üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi mümkündür. Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun olan 3095 Sayılı Kanunda değişiklik yapan ve 18.12.1999 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 4489 Sayılı Kanunla değişik 1.madde uyarınca kanuni faiz olarak, Merkez Bankasının kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranı esas alınmış, değişik 2.madde uyarınca da ticari işlerde temerrüt faizi oranı olarak Merkez bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faiz oranının istenebileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre davacı tarafın avans faizi isteminde bulunma imkanı olmasına rağmen, davacı 25.04.2000 tarihli dava dilekçesinde açıkça olay tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasını istemiş olduğundan sonradan davalılarca da kabul edilmeyen avans faiz oranı üzerinden faiz işletilmesi yönündeki istemi yerinde değildir. Ancak mahkemece istem doğrultusunda olay tarihi olan 03.09.1999 tarihinden itibaren reeskont faizine hükmedilmesi gerekirken, 4489 sayılı kanunla yapılan değişiklik öncesindeki olay tarihi olan 03.09.1999 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi de doğru görülmemiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın HUMK.nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 1.bendinin 2.cümlesinde geçen yasal faizi ifadesinin hükümden çıkarılarak yerine reeskont faizi ibaresinin yazılmasına, kararın bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy