(6762 S. K. m.710, 730/8, 621/2) (6183 S. K. m. 51) (506 S. K. m.80/4-8) (3167-1 S. K. m.4, 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 3.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.03.2003 tarih ve 2002/498 - 2003/434 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadaki hesabından keşide ettiği 5.556.185.000.-TL bedelli çek'in, lehdarı Bursa SSK Müdürlüğü'nce ibrazı üzerine karşılıksız kaşesi vuran davalının kusurlu olduğunu, zira, hesapta 5.544.457.050.-TL kadar kısmen para bulundurduğunu, müvekkilinin lehdara, tamamen karşılığı yokmuşçasına, tamamının %5'i olan 333.371.100.-TL çek tazminatı ödediğini, oysa karşılıksız kalan 11.727.950.-TL.nın %5'i olan 586.397.-TL ödemesi gereken müvekkilinin, 332.784.703.-TL fazla ödeme yapmak zorunda kalması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, fazla ödenen bu meblağın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, takas merkezine ibraz edilen çek'in arkasına karşılıksız ibaresi yazılmasının müvekkilinin kusuru ile olmadığını, hesabında tam karşılık bulundurmayan davacının kusurlu olduğunu, davacının ödediği 333.371.000.-TL.nın primlerin 12 gün gecikme zammına ilişkin olduğunu, karşılıksızlığın tespitini davacının takip edip, hemen ödeme yapsa idi zammın doğmayacak olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, hamil SSK.nun kısmi ödemeleri kabul etmeme uygulamasının varlığı nedeniyle, davalının kısmi karşılığının bulunduğunu yazıp yazmamasının öneminin kalmadığı, her iki durumda sonuçta kısmi ödemenin hamilce kabul edilmeyeceğinden, bankanın eylemi ile sonuç arasında illiyet kurulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı muhatap bankanın, karşılığı bulunduğu halde, çek'e karşılıksız kaşesi vurduğu, bunun üzerine davacı keşidecinin, dava dışı lehdar-hamil Bursa SSK Müdürlüğü'ne %5 çek tazminatı ödemek zorunda kaldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
01.12.2000 olan ibraz tarihinde çek'in kısmi karşılığının bulunduğu, hamil'in çek'i tahsil için dava dışı Emlak Bankası A.Ş.ne ciro ettiği, çek'in bu bankaca takas odasına gönderildiği, takas odasının karşılıksız kaşesi vurduğu, davacının 12.12.2000 günü lehdar-hamil'e çek'e konu primlerin gecikme zammı bedeli olan 333.371.100.-TL ödeme yaptığı dosya kapsamı ile sabittir. Davacı ise bu bedelin, %5 çek tazminatı olduğunu iddia etmiş, davalı ise, bu bedelin prim gecikme bedeli olduğunu ve gecikmenin davacıdan kaynaklandığını savunmuştur.
TTK.nun 695/son fıkra hükmüne göre, keşideci çek'in karşılıksız kalan bölümünün %5'ini ve hamilin bu yüzden uğradığı zararı tazmine mecburdur. Davacının hamile ödediği sabit olan 333.371.000.-TL., hamil'in düzenlediği ve davacının dayandığı belgeye göre, çek bedelinin %5'i değil, primlerin gecikme bedeli olup, miktar olarak da buna karşılık gelmektedir.
Çekişme, sonuçta davacının ödemek zorunda kaldığı bu bedelin ödenmesinde, davalının bir kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmıştır. Davalı vekili, kusurun tamamen davacıda olduğunu savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçelerle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, TTK.nun 730/8 nci bent yollaması ile çek'ler için de uygulanan, aynı kanunun 621/2 nci maddesi uyarınca, hamil, kısmi ödemeyi reddedemez. Esasen, hamili bağlayan 506 sayılı Kanun'un 80/4 ncü fıkra hüküm yollaması ile 6183 sayılı Kanun'un 51 nci maddesi hükmü ve 506 sayılı aynı kanun'un 80/8 nci fıkra hükmü uyarınca, hamil SSK., kısmi ödemeyi reddedemez. Bilindiği üzere 3167 sayılı Çek Kanununun dava tarihinde yürürlükte olan 4 ncü ve 5 nci madde hükümlerine göre, çek'in kısmen karşılığının bulunması halinde muhatap banka bunu ödemek zorunda olup, karşılığı bulunan ve bulunmayan kısmın çekin arkasına yazılması gerekmektedir. TTK.nun 710 ncu maddesi hükmüne göre, çek'in bir takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer. Takas odası da, çekin kısmen veya tamamen ödenmeme durumunu, TTK.nun 720/3 ncü maddesi hükmü uyarınca çek'in arkasına yazmalıdır. TTK.nun 695/2 nci maddesi hükmü uyarınca da, muhatap bu kısmi karşılığın tutarını ödemekle yükümlüdür. Aynı Kanun'un 621/2 nci maddesi uyarınca hamil kısmi ödemeyi reddedemez. Bankalararası Takas Odaları Merkez Yönetim Kurulu'nca hazırlanan ve emsal dosyalarda rastlanan özellikle 7, 8 ve 11 nci maddeler hükümlerinde, kısmen karşılığı bulunan çekler ile ilgili düzenlemelere yer verilmiş olup, bu hükümler, yukarıda az önce açıklanan yasal düzenlemeler ile de paralellik arz etmektedir.
Bu durumda, davacının en azından hesabındaki para kadar borcundan kurtulması mümkün iken, davalının bilgisayar sistemini yukarıda belirtilen düzenlemeler uygun hazırlamadığı için takas odasının karşılıksızlık işlemini yaptığı gözetilerek, davalının müterafik kusurunun bulunduğu sonucuna varılmalıdır. Davacının da, davalının bu sistemini bilmesi, buna göre çek bedelinin tamamını hesabında bulundurması, takas odasının tamamen karşılıksızlık işlemini önceden öngörmesi gerekirken, basiretsiz davrandığı için müterafik kusurludur. Dairemizin 11.06.2001 tarih ve 3193 - 5336 sayılı ilamı bu yöndedir.
Bu itibarla, mahkemece, bu açıklamalar ışığında, uzman bilirkişi kurulundan, denetime elverişli bir rapor alınarak, kusur oranlarının tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy