(818 S. K. m. 96, 365) (1086 S. K. m. 275, 283) (4721 S. K. m. 2)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.05.2004 tarih ve 2002/381-2004/237 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleştirilen davalarda müvekkili şirketin davalının çıkardığı kömürlerin torbalanması ve vagonlara yüklenmesi işini 16.07.2001 tarihli sözleşmeyle üstlenerek şartname ve sözleşme uyarınca mahallinde torbalama tesisi kurup torbalama ile torbalanan kömüre belirli oranlarda kireç katılması işini yapmaya başlandığını, 18.02.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 28.07.1988 tarih ve 88/13181 sayılı Kararnameye ek getiren 2001/2862 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca müvekkilinin fiyat farkından doğan alacağın ödenmesi başvurusunun davalı tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin üstlendiği işin 2001/2862 sayılı kararın 5/3 üncü maddesince aksine sözleşme hükmü olsa bile bu kapsamda kaldığı, çünkü işin sabit fiyatla yapıldığını ileri sürerek, şimdilik birer milyar TL.'den iki milyar TL.'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan işin kararnamenin kapsamı dışında kaldığını, sözleşmenin 6 ncı maddesine göre fiyat farkı talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Bakanlar Kurulu kararının taraflar arasındaki sözleşmenin fiyat farkı istenemeyeceğine ilişkin 6 ncı maddesini hükümden düşüremeyeceği, aslolanın sözleşme özgürlüğü olduğu, bu durumda sözleşmede bedelin saptanma tarihi ve özelliği ve sözleşme fiyatları ile bu işin yapılmasının değişen ekonomik koşullara göre işin yapımını zorlaştırıp zorlaştırmadığı ve sözleşme fiyatlarına davacının bağlılığının iyiniyet kuralları ile bağdaşıp bağdaşmadığına bakılmak gerektiği, sözleşme tarihinden sonra makro ekonomik gösterge ve koşullarda esaslı bir değişiklik olmadığı, sözleşmenin kurulmasından sonraki uyuşmazlıkların adli yargının görevine girdiği gerekçesiyle ve oy çokluğu ile her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bakanlar Kurulu'nun 2001/2862 sayılı Kararnamesinin 5 nci maddesi hükmü karşısında taraflar arasındaki sözleşmenin 6 nci maddesinde malzeme ve girdi fiyat artışlarından dolayı yüklenicinin fiyat değişikliği talebinde bulunamayacağı yolundaki düzenlemeden hareketle davacının anılan kararname uyarınca fiyat farkı talep edemeyeceği sonucuna varılması isabetsizdir. Böyle bir durumda, 24.11.1986 gün ve 1986/2-2 sayılı İBK uyarınca her uyuşmazlığın özelliği dikkate alınarak hükümetin bu tür tasarruflarının kamu kurum ve kuruluşları ile iş yapan sözleşme taraflarına uygulanabilirliği hakim tarafından tayin ve takdir edilmelidir.
2001/2862 sayılı kararnamenin 01.03-31.12.2001 dönemini kapsaması nedeniyle taraflar arasındaki 16.07.2001 tarihli ve (8) ay süreli sözleşmenin bir kesitini kapsadığı ve davacı yüklenicinin kararnamenin 17. maddesince öngörülen 30 gün içerisinde davalıya başvurarak işe devam etme iradesini bildirmek suretiyle fiyat farkından yararlanma talebin açıklandığı sabittir.
Taraflar arasındaki sözleşme sabit birim fiyat esası ile düzenlenmiştir. Davacının fiyat farkı kararnamesinden yararlanabilmesi için, fiyat farkına rağmen yapılan işten dolayı mağduriyete uğradığının belirlenmesi gerekir. Bilirkişiler kurulunun asıl ve ek raporlarında (908) milyar TL. tutarındaki toplam iş bedeline nazaran kararname kriterlerince davacının isteyebileceği fiyat farkı (169) milyar TL olarak hesaplanmış, ancak bu verilerin kararnamedeki ölçüler ve anılan İBK ilkeleri karşısında durumu mahkemece değerlendirilmemiştir.
Mahkemece, işin türü, zorluk derecesi, maliyeti belirleyen faktörler ve hakkaniyetin takdirinde dikkate alınabilecek tüm diğer bulgular aynı bilirkişilere açıklattırıldıktan sonra davacının üstlendiği iş nedeniyle aldığı bedel ile fiyat farkından dolayı alması gereken bedelin karşılaştırılması sonucu davacının fiyat farkına hak kazanıp kazanmayacağının MK.nun 2 nci maddesi de gözetilerek değerlendirilmesi ve oluşacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve uyuşmazlığa uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy