(1086 S. K. m. 409) (7201 S. K. m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 17.0.2003 tarih ve 2000/903-2003/648 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların müvekkil kooperatifin eski yönetim kurulu üyelikleri sırasında müvekkil kooperatifi toplam ( 12.616.966.000 )TL zarara uğrattıklarını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davacı vekilinin 7.7.2003 tarihli duruşma gününü bildiği halde davasını takip etmediği gibi mazeret de bildirmediği, davanın üç aylık süresi içinde yenilenmediği gerekçesiyle, HUMK.nun 409. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
HUMK.nun 409/1. maddesi uyarınca oturuma çağrılmış olan taraflardan hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri taktirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Somut olayda ise davacı vekilince bildirilen yeni adrese 7.7.2003 tarihli duruşma günün bildirilmesi amacıyla çıkarılan davetiye, adresten ayrıldığı belirtilmek suretiyle bila tebliğ iade edilmiştir. Bu durumda HUMK.nun 409/1. maddesinde belirtilen "oturuma çağrılmış olmak" şartı gerçekleşmediğinden, mahkemece 7.7.2003 tarihli oturumda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacının bildirdiği adresini değiştirdiği, yeni adresini de mahkemeye bildirmediği anlaşıldığına göre Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre işlem yapılması zorunludur. Bu durum karşısında mahkemece 7.7.2003 tarihli oturumda yeni bir duruşma günü belirlenerek Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre hareket edilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.10.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy