(6762 S.K m. 1290)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 4. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.03.2004 tarih ve 2002/469-2004/102 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.09.2005 gününde davacı avukatı C.A ile davalı avukatı Z.H. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi AS. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin daha önceden G ... Sigorta AŞ. sigortalısı iken, davalı şirkete geçiş yaptığını, 27.01.1999 tarihinde Akdeniz Üniversitesi Hastanesi' ne bel ağrısı şikayeti ile müracaat ettiğini, yapılan incelemeler sonucunda davacıda "Muttiple Mylema" rahatsızlığının olduğunun belirlendiğini, A.B.D.'de tedavisinin yapıldığını, tedavi giderlerinin davalı tarafından sigorta başlangıç tarihinden önceki mevcut rahatsızlıkların teminat harici olduğundan bahisle ödeme yapılmadığı ve poliçenin iptal edildiğini, oysa müvekkilinin özel sağlık sigortalılığı başlangıç tarihinin 03.02.1997 olduğu gibi, rahatsızlığın maksimum başlangıç tarihinin 3-6 aydan daha öncesi olamayacağını ileri sürerek, ( 182.223.64 ) USD' nin ifa tarihindeki TL. karşılığının faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı sigortalının başlangıçta G ... Sigorta AŞ. nezdinde teminatları düşük grup sağlık sigortası kapsamında iken, 15.01.1999 tarihinde doldurduğu teklif formunda herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını beyan ettiği, bunun üzerine 02.01.1999 tarihinden itibaren müvekkilince limitsiz ferdi sağlık sigortası kapsamına alındığını, poliçe özel şartlarının 9/b maddesi uyarınca mevcut rahatsızlıkların teminat kapsamında olmadığı, aynı özel şartların 2. maddesi uyarınca belirtisi veya bulgusunun sigorta tarihinden öncesine dayanan rahatsızlıkların mevcut rahatsızlık terimine dahil olduğu, multiple mylema rahatsızlığının 1999 yılının Ocak ayında teşhis edilmesine rağmen, hastalığın belirtilerinin de beyan edilmediğini, 1998 yılında sigortalıya gastirk ülser teşhisi konulduğu halde bu bildiriminde yapılmadığını, sigorta akdinden önce mevcut rahatsızlıklardan ve komplikasyonlardan kaynaklanan tedaviler teminat dışı olduğundan tazminat isteminin karşılanamayacağını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın ( 94.936.694.203 ).- TL üzerinden kabulüne dair tesis edilen hükmün taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemiz'in 20.02.2002 gün ve 2001/10018 E., 2002/1488 K. sayılı ilamıyla, ilamda yer alan gerekçelerle davalı yararına bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacının sigorta teklifini verdiği, 15.01.1999 tarihinde şiddetli bel ağrılarından ve yaptırdığı tetkiklerden bahsetmeyerek, sigortacıya karşı gerçeğe aykırı ve eksik beyanda bulunduğu, davacının teklif formunda bu hastalıklardan ve şikayetlerden bahsetmesi halinde sigorta şirketinin sözleşmeyi yapmaması veya daha ağır şartlarda yapmasının mümkün olduğu, davalı şirketin durumu öğrendiğinde sözleşmeden cayması ve tazminatı ödememesinin yerinde olduğu gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, sağlık sigortası tazminatına ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davalı sigorta şirketinin cayması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararında, davacının sigorta şirketi tarafından verilen teklif formunu doldururken sağlık beyanı bölümünde, o dönemde çektiği şiddetli bel ağrılarından bahsetmeyerek, sigortacıya gerçeğe aykırı ve eksik beyanda bulunduğunu, bu nedenle davalı sigortacının cayma hakkını kullanmakta haklı olduğunu gerekçe göstermiştir. Ancak, dairemiz yerleşik uygulaması ve bilirkişi S'nin raporunda da belirttiği gibi TTK'nun 1290/1 'inci maddesindeki ihbar yükümlülüğüne aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile riziko arasında irtibat olmalıdır.
Bu itibarla, davacının sağlık beyanında bildirmediği ve ciddi seviyede olduğunu, karşı çıkmadığı gazete röportajında belirttiği bel ağrıları ile geçirdiği ilik kanseri arasında bağlantı olup olmadığının, bu konuda uzman hekim tarafından değerlendirilmesinden sonra, davacının ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıp davranmadığı belirlenebileceğinden, açıklanan gerekçeyle davanın reddi yerinde olmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy