(818 S. K. m. 49, 84, 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kuşadası Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.03.2004 tarih ve 2003/618-2004/184 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin keşide ettiği 2.150.000.000 TL bedelli çeke karşılık 05.08.2002 tarihinde 490.000.000 TL nakit ve 1.250.000.000 TL müşteri çeki vermek suretiyle toplam 1.740.000.000 TL ödeme yaptığını, 410.000.000 TL borç kalmasına rağmen davalının elindeki çekin tamamı için 28.08.2002 tarihinde icra takibinde bulunduğunu, ödemelerin hiç nazara alınmadığını, temsilcisinin mal beyanında bulunmama suçundan dolayı şikayet edilip ceza aldığını, müvekkilinin 02.04.2003 tarihinde 650.000.000 TL, 14.04.2003 tarihinde ise 750.000.000 TL daha ödeme yapmak zorunda kaldığını, toplam ödemesinin 3.140.000.000 TL olduğunu, cezanın infaz edilmemesi için sıkıntılara girdiğini, manen zarara uğradığını ileri sürerek, ödeme tarihi olan 14.04.2003 tarihinden itibaren yasal faizi ve %40 tazminatı ile fazla ödenen 388.315.000 TL. nin ve ayrıca 500.000.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ceza dosyasından önce müvekkili ile irtibat kurmadığını, haksız tahsilat yapılmadığını, ödemelerin BK.nun 84 ncü maddesi uyarınca faiz borcuna sayıldığını, takibini haksız olmadığını, davalı tarafın yasal haklarını kullanmadığını, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, davacının icra takibinde ödeme emrinin 05.09.2002 tarihinde tebliğ edildiği, takibe itiraz etmediği, 14.04.2003 tarihinde takipten vazgeçildiği, temsilcisinin mal beyanında bulunmamadan dolayı mahkum edildiği, bu karara ilişkin olarak da yasal yollara başvurulmadığı, 650.000.000 TL fazladan ödeme iddia edilmiş ise de itirazla takibi durdurma hakkı olan davacının bu ödemesini talep edemeyeceği, daha sonra 750.000.000 TL ödeme yapmış ise de davacının tutumu nedeniyle alacağın bu noktaya geldiği, dolayısıyla fazladan ödemeleri isteyemeyeceği, yasal haklarını kullanmayan davacının manevi tazminat da talep edemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, keşide edilen çekin kısmi ödemelere rağmen tamamı üzerinden icraya konulması nedeniyle fazla ödeme yapılmak zorunda kalındığı iddiasına dayalı, istirdat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davalının hamili olduğu, 2.150.000.000 TL bedelli çekin, davacı tarafından 13.07.2002 tarihinde keşide edilip teslim edildiği, anılan çekin süresinde ibrazına rağmen, karşılıksız çıktığı, davalının kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurduğu, davacının gerek takipten önce, gerekse takipten sonra bu çeke dayalı ödemelerinin bulunduğu dosya kapsamıyla sabit olup, esasen bu yönler, tarafların da kabulündedir. Uyuşmazlık, yapılan ödemelere karşın, davalının hamili bulunduğu çeki yazılı bedel üzerinden takibe koymasının yerinde olup olmadığı, davacının fazladan ödemesinin bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Davacı vekili, yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekili ise, davacının borçlu olduğu çekin karşılıksız çıktığını, ihtarlara rağmen borcun ödenmediğini, bir kısım ödemelerinin faiz alacağına mahsup edildiğini, takibe geçildiğini savunmuştur. Alacaklı, BK.nun 84 ncü maddesi hükmüne göre, yapılan kısmi ödemeleri, temerrüt faizi alacağına mahsup edilmesini isteyebilme hakkına sahiptir. Esasen, davalı, icra takibinde de yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve borcun diğer fer'ilerinden mahsup edileceğini açıklamıştır. Bu durum karşısında, davacının temerrüde düştüğü tarih, icra takip dosyası, yapılan ödemelerin miktarı ve tarihleri dikkate alınarak uzman bilirkişi vasıtasıyla inceleme yaptırılıp, davacı borçlunun fazladan ödemesinin bulunup bulunmadığı, hakkındaki takibin haksız olup olmadığı açıklığa kavuşturulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy