(6762 S.K m.4)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.05.2004 tarih ve 2003/469 - 2004/199 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.10.2005 gününde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına aldığı cam emtiasını davalıya ait gemi ile Türkiye'den Mısır'a taşınması sırasında hasarlandırıldığını, sigortalıya hasara ilişkin zararının ödendiğini ileri sürerek 79,473.16 USD'nin davalıdan rücuen tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, taşımanın 'FİOS" kaydıyla yapıldığını, yükleme, boşaltma, istifleme işlemlerinin gönderen ya da alıcıya ait olduğunu, hasarın kötü bağlama, geminin seyir esnasında girdiği ağır hava koşulları, boşaltma ve depoya taşıma sırasında dikkatsiz elle çekmeden kaynaklandığını, bu nedenle zarardan taşıyanın sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Dairemizce, davalının diğer temyiz itirazları reddedilerek, davacının, sigorta tazminatını sigortalı yerine dava dışı MA'ya ödediği, buna dayalı olarak davacının rücu hakkını kazanamadığı ve aktif dava ehliyeti olmadığı savunmasının değerlendirilmesine işaretle karar bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının sigortalısının A.Ş. olduğu, sigorta bedelinin bu şirkete ödendiği ya da ödemenin konişmento alıcısına yapılması konusunda muvafakat veya talimatı olduğuna ilişkin belge sunulamadığı, bozmadan sonra sunulan belgelerin davacının halefiyetini sağlayıcı nitelikte olmadığı gerekçesiyle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, deniz taşıması sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. TTK'nın dördüncü kitabında düzenlenen ve deniz hukuku ile ilgili bulunan işbu dava açısından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 20.07.2004 gün ve 370 sayılı kararı ile kurulan ve yargı alanı İstanbul ili mülki sınırları olarak belirlenen Denizcilik İhtisas Mahkemesi görevli olup bu husus 24.03.2003 tarih ve 188 sayılı Yüksek Kurul Kararı ile de benimsenmiş bulunmaktadır. İhtisas Mahkemeleri ile Adli Mahkemeler arasındaki ayrım, görev ile ilgili olup bu hususun yargılamanın her aşamasında tüm yargı mercilerinde resen nazara alınması gerekmektedir.
O halde, davanın Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek kararın görev açısından bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy