(1086 S. K. m. 333)
Taraflar arasında görülün davada Kadıköy Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 01.07.2004 tarih ve 2003/1024-2004/602 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2005 günde davacı avukatı..... ile davalı avukatı...... gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü.:
Davcı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin uzun yıllar yönetim kurulu başkanlığı yaptığını, birikmiş ücret alacağı ve verdiği borçtan doğan alacağın ödenmediğini ileri sürerek, asıl davada 39.000.000.000.TL. nın, birleşen davada da 5.782.043.311.TL. nin fazlasıyla birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının görevi süresince yapılan genel kurullarda huzur hakkına ilişkin bir karar alınmadığını, kaldı ki, davacının eylemli olarak huzur hakkı ücreti aldığını, böyle bir alacağı bulunsa bile ilgili genel kurullarda hesapların ibra edilmesi ve zamanaşımı nedeniyle istenemeyeceği, borç verildiği iddia edilen 1998 ve 1999 yıllarında kooperatifin mali durumunun iyi olduğu, esasen borç verildiği hususunun da gerçek olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatiften toplam 41.313.034.209.TL. alacağı bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabul ile 30.000.000.000 TL. nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalından tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 2.313.034.209 TL. nın 01.03.2003 ek dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, 28.06.1991-05.03.2000 tarihleri arasında davalı kooperatif yönetim kurulu başkanlığı görevi ifa eden davacının huzur hakkı ücreti ve kooperatife verdiği ileri sürülen borcun tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın kabulüne dair verilen ilk kararın Dairemizin 08.05.2002 tarihli kararı ile bozulması üzerine mahkemece yapılan yargılama sırasında alınan 31.05.2004 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya 25.12.1996 tarihinde ödenen 499.690.000.TL huzur hakkının mahsubundan sonra davacının 6.808.424.500.TL alacağı bulunduğu belirtilmiştir. Davalı vekili ise, 21.06.2004 tarihli dilekçe ile, davacının imzasını taşıyan ve 25.12.1996 tarihinden sonrasını taşıyan makbuzlarla davacıya huzur hakkı alacağının ödendiğini, bu konuda davacının bir alacağı bulunmadığını belirterek, makbuz örneklerini sunmuştur. Mahkemece, davalı tarafından sunulan makbuz örneklerine karşı davacı asil isticvap edilerek, alacağı bulunup bulunmadığı ve varsa ne miktarda olduğunun tespit ile bu konuda davalı tarafın itirazlarının cevaplandırılması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Ayrıca davalı kooperatifin ticari ilişki içinde olduğu dava dışı..... A.Ş. ile ..... Ltd. Şti.ne olan kooperatif borçlarının davacı tarafından ödendiği iddia edilmiştir. 31.05.2004 tarihli bilirkişi raporunda bahsi geçen şirketlere kooperatif tarafından yapılan ödemeler sonrasında kalan borcun davacı tarafından ödendiği belirtilmiştir. Rapora karşı davalı vekili 21.06.2004 tarihinde dilekçe ile itiraz ederek, kooperatif tarafından verilen çeklerin karşılıksız olmasına rağmen, borcun davacı tarafından değil, kooperatif tarafından ödendiğini, ödemelere dair makbuzların bilirkişi tarafından dikkate alınmadığını.... A.Ş. ile ...Ltd. Şti. ticari defterlerinin incelenmesi halinde gerçeğin ortaya çıkacağını savunmuştur.
HUMK. nun 333 üncü maddesi gereğince, beyan olunan vesikalar üçüncü şahıs yedinde ise, onlar tarafından ibraz olunmasına karar verilir. Bir başka anlatım ile, mahkemenin, üçüncü şahıstan dayanılan belgeleri talep edebileceği gibi, gerektiğinde üçüncü kişi defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırması mümkündür.
Bu durumda mahkemece, davacı ile davalı tarafından sunulan ödeme belgelerinin hangi borca karşılık olduğu, bunların hangisinin gerçek bir borç ödemesine yönelik olduğunun tespiti açısından davalının delil olarak dayandığı .... A.Ş. ve .... Ltd. Şti.ne ait ticari defter ve davalı tarafından yapıldığının tespiti ile davalı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının cevaplandırılması gerekirken, Dairemizin bozma kararından önce alınan bilirkişi raporundaki hususları tekrar eder mahiyetteki ve bozma kararında araştırılması istenilen hususları yeterince araştırmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 400,00YTL duruşma vekillik ücretinin davcıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 31.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy