(6762 S. K. m. 324, 381, 434)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.04.2005 tarih ve 2003/263-2004/239 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili derneğin davalı şirketin % 15 hisse sahibi olduğunu, şirketin konusu ve amacı dışında faaliyette bulunduğunu, kar dağıtmadığını, şirketin süresinin de dolduğunu, bu hallerin ana sözleşme ve TTK.'nun 434'ncü maddesi uyarınca şirketin infisahını gerektirdiğini ileri sürerek, davalı şirketin infisah ettiğinin tespitini; birleşen davada ise, 08.07.2003 tarihli genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin kararın, TTK.'nun 324 üncü madde hükmü koşulları oluşmadan alındığını, iyiniyet kurallarına da aykırılık bulunduğunu ileri sürerek, kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dayanılan infisah koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Davacı vekilinin, birleşen davaya yönelik temyizine gelince; bileşen dava, davalı anonim şirketin genel kurul toplantısında alınan kararın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, her hangi bir mutlak butlan hali bulunmamaktadır.
Davacı vekilinin, gündem maddelerinin görüşmelerine geçilmeden önce muhalefet şerhi verdiği hususu tutanağa geçmiş olup, oylama sonrası ne yazılı ne de tutanağa geçmiş sözlü beyanıyla, bir muhalefette bulunmamıştır. TTK.'nun 381 'nci maddesinde dava açma koşulu olarak aranan muhalefetin, gündem ve görüşmelere değil, oylama sonrasında ve oylama sonucuna ilişkin olarak yapılması gerekmektedir. Bu itibarla, birleşen davanın bu dava koşulu yerine getirilmeden açılması karşısında, mahkemece, davacının muhalefet şerhinin bulunmadığı gerekçesiyle, reddine karar verilmesi gerekirken, aynı sonuca esasa ilişkin yazılı gerekçelerle varılması isabetsiz olup, birleşen davada verilen hüküm, bu yönden sonucu itibariyle doğru olmuştur.
3-) Davalı vekilinin her iki davaya yönelik temyizine gelince; her iki dava reddedilmiş olup, mahkemece kendisini her iki davada vekille temsil ettiren davalı yararına hüküm tarihinde yürürlükte olan tarife uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu noktada olumlu ya da olumsuz bir hüküm tesis edilmemesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddine, (3) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin her iki davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile asıl ve birleşen davada verilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy