(6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 101, 104) (1086 S. K. m. 417)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.06.2004 tarih ve 2002/948-2004/356 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından sigorta teminatı altına alınan işyerinin davalının yaptığı kazı çalışmaları sonucu hasar gördüğünü hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 2.446.000.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin kanal açma, kanalizasyon bakım ve onarım işlerini yaptığını, inşaat alanında gerekli önlemlerin alınmış olduğunu, kusurları olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, olay günü sağanak yağış olduğu, davalının yaptığı çalışmalar sırasında yol kotu ile işyerinin aynı kotta bulunması, yağmur suyu toplama kanallarının tamamlanmamış olması ve daha önce mevcut müşterek atıksu-yağmur suyu kanallarının iptal edilmiş olması nedeniyle zararın meydana geldiği, bir kısım ödemenin davalının sigorta şirketi tarafından yapılmış olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 209.000.000.TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
2- Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
Davalının sigorta şirketi 20.06.2003 tarihinde 2.237.000.000.TL. ödemiştir. Mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla davacının sigortalısına ödeme yaptığı 23.05.2002 tarihi ile 20.06.2003 tarihi arasında işleyen faiz miktarının hesap ettirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken açıkça bir feragat olmadığı halde bu tarihler arası işleyen temerrüt faizine karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
3- Mahkemece, dava dışı sigorta şirketinin yargılama sırasında yaptığı ödeme bulunan gerçek zarar miktarından mahsup edilerek bakiye kısma karar verilmiş ve bu bakiye kısım nazara alınarak yargılama giderleri paylaştırıldığı gibi, davalı yararına vekalet ücreti taktir edilmiştir.
Oysa, davacının talebi, 2.446.000.000.TL.nın tahsili olup, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile gerçek zararın bu miktar olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Bu durumda davacının davasında tümüyle haklı olduğu belirlenmiş olduğuna göre, dava dışı sigorta şirketinin yargılama sırasında yaptığı kısmi ödemenin davalı yararına yargılama giderlerine ve vekalet ücretine etki etmesi mümkün değildir. O halde mahkemece, yargılama gideri ve vekalet ücretinin bu esaslardan hareketle belirlenmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy