(6762 S. K. m. 348, 407, 408) (1086 S. K. m. 381, 382, 383, 384, 385, 386, 387, 388, 440, 442) (YHGK. 08.10.2003 T. 2003/11-522 E. 2003/556 K.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ödemiş Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.06.2004 tarih ve 2003/375-2004/356 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davalı şirketin 18.09.1998 tarihinde yapılan genel kurulda sermayenin 10.000.000.000 TL. den 50.000.000.000 liraya yükseltilmesine ve artırılan sermaye için ortakların % 75 sermaye borçlarının 30.06.2001 tarihinde ödenmesinin kararlaştırıldığını, ancak, şirket yönetim kurulunca genel kurul kararı doğrultusunda değiştirilen ana sözleşmenin 6. maddesine aykırı olarak artırılan sermaye borcunun 30.03.2000 tarihine kadar ödenmesinin kararlaştırılıp bu hususun 25.02.2000 tarihli genel kurulda da oyçokluğu ile kabul edildiğini, anılan genel kurul kararının iptali davasının reddedildiğini ve halen temyizde olduğunu, şirket yönetim kurulunun TTK. nun 407. ve 408. maddesindeki prosedüre aykırı uygulaması ile müvekkillerin paylarının % 45'den % 10'un altına düşürüldüğünü, 02.07.2001 tarihinde yapılan genel kurulda özel denetçi atanması önerisinin reddedildiğini, şirketin yasa ve ana sözleşmeye aykırı hareket ettiğini ileri sürerek, şirketteki payların düşürülmesi ile ilgili yönetim kurulu kararının iptaline ve özel denetçi atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Bu dava dosyası ile birleşen Ödemiş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/57-608 sayılı dosyasında ise, davacılar vekili, tarafların Birgi Tarımsal Motor Paz. A.Ş. nin ortağı olduğunu, 26.5.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile TTK. nun 407. ve 408. maddelerine uygun işlem yapılmadığından müvekkillerinin şirkette sahip oldukları hisse miktarının düşürüldüğünü, davacılar üzerinde kalması gereken 450 payın 26.5.2001 tarihli yönetim kurulu kararı ile davalıya nominal değer üzerinden satışına karar verildiğini, ileri sürerek, şirketin 26.5.2001 tarihli yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı şirketin yaptığı istemlerin TTK. nun 407. ve 408. maddelerine aykırı olmadığı ve yine TTK. 348. maddesi gereğince özel denetçi atanmasına ilişkin delillerin ibraz edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, kararın, davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 2002/968-4648 sayılı kararı ile onanmıştır. Davacılar vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Dairemizin 2002/9944-9816sayılı kararı ile mahkeme kararı bu kez bozulmuştur. Mahkeme direnme kararı vermiş ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2003/522-556 sayılı kararı ile mahkeme kararı tekrar bozulmuştur. Mahkemece bu kez bilirkişi raporu da alınmak suretiyle, asıl ve birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 26.5.2001 tarihli anonim şirket yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
1-) Dava, davalı anonim şirketin sermayesinin 10.000.000.00. TL. sından 50.000.000.000. TL. sına artırılmış olması nedeniyle ortaklardan bir kısmının önalım hakkını kullanmadıkları kabul edilerek oluşturulan ve davacılara ait payların başkalarına devrine neden olan yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine dair karar Dairemizin 13.5.2002 günlü kararı ile onanmış, davacılar vekilinin karar düzeltme istemi üzerine bu kez Dairemizin onama kararı kaldırılmak suretiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, bozma nedenleri yerinde görülmediğinden eski kararda direnilmiştir. Dosya kendisine gelen Hukuk Genel Kurulu ise, yasal gerekçeyi içermediği gerekçesiyle, mahkeme kararının HUMK. 429. madde hükmü gereğince bozulmasına ve bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bu defa, mahkemece, bozma kararına uyulmak suretiyle karar verilmiş bulunmaktadır.
Yerel mahkemenin direnme kararları bir davayı sona erdiren nihai kararlardır. Bu aşamada yapılması gereken zorunlu iş, gerekçeli kararı direnme doğrultusunda mahkemenin yazmasından ibarettir. Bu bakımdan direnme kararından dönme mümkün değildir. Direnmeye ilişkin karar ile karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak oluşur. Bir başka anlatımla; davacının temyiz itirazlarının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca incelenmesi zorunluluğu vardır. Bu nedenle mahkemece, direnme kararı uyarınca HUMK. 381-388. maddelerinde belirtilen şekilde açık olarak hüküm kurulması ve dosyanın incelenmek üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 26.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy