(554 S. KHK. m. 61)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.07.2004 tarih ve 2004/444-2004/134 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalıların Quartz soba imalatı ve ticareti ile uğraştıklarını, davalının ürettiği ısıtıcılar için endüstriyel tasarım tescil belgesi aldığını ve müvekkili şirkete noter kanalıyla gönderdiği ihtarnamede, endüstriyel tasarım olarak adlarına tescil edilmiş ısıtma cihazlarına taklit fiillerinden vazgeçilmesi, aksi takdirde taklit cihazların toplatılarak, aleyhlerine hukuk ve ceza davaları açılacağı ihtarında bulunduğunu, davalıların bu iddialarının yersiz olduğunu, müvekkilinin tasarımı ile davalılara ait tasarımın birbirinden farklı olduğunu, davalıların bu tutumu karşısında müvekkilinin tasarımını üretemediğini ileri sürerek, müvekkiline ait ısıtıcı tasarımı ile davalıların tasarımlarının birbirine benzemediğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın 554 sayılı KHK.'nin 61. maddesi gereğince açılmış bir menfi tespit davası olduğunu, anılan madde uyarınca dava açılmadan önce müvekkilinin görüşünün alınması gerektiğini, bu hususun dava açılmasının ön şartı olup, olayda bu şartın yerine getirilmediğini, davacının piyasaya sunduğu ürünlerin tasarımının müvekkilinin tescilli tasarımına benzediğini savunarak davanın usul ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davadan önce 554 sayılı KHK.'nin 61.maddesinin 2. ve 3.fıkrasında açıklanan şekilde tasarım hakkı sahibinden görüşlerini bildirmesini noter aracılığı ile talep etmediği, bu düzenlemenin emredici nitelikte bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, 554 sayılı KHK.'nin 61/1. maddesine dayalı olarak davacıya ait tasarımların davalı şirketlere ait tescilli tasarımlara benzemediğinin tespiti istemine ilişkindir. Anılan maddenin 2. fıkrasında, menfaati olan herkesin 1.fıkrada belirtilen davadan önce tasarım hakkı sahibinden görüşlerini bildirmesini noter aracılığı ile talep etmesi, 3.fıkrasında da, bu talebe tasarım hakkı sahibinin cevap vermemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi kişi tarafından kabul edilmemesi halinde, menfaat sahibinin birinci fıkra uyarınca dava açabileceği düzenlenmiştir. Maddenin amacı, ileride tasarım haklarına tecavüz iddiasıyla açılması muhtemel davalar ve alınması mümkün ihtiyati tedbir kararlarının önüne geçilerek, kişilerin giriştiği veya girişecekleri sınai faaliyetlerin, bu amaçla yapacakları yatırımların ve ticaretin zarar görmesinin önceden engellenmesi suretiyle, ticari hayatın gereği olan devamlılık ve güvenin sağlanmasına yöneliktir.
Somut olayda, tasarım hakkı sahibi ile tasarıma konu ürünlerin pazarlamasını yapan davalı şirketler, davacının anılan maddede düzenlenen şekilde kendilerine görüşlerini bildirmeleri için başvurmasını beklemeden, vekilleri aracılığıyla davacıya noter kanalıyla gönderdikleri 23.03.2004 tarihli ihtarnamede, davacının eylemlerinin kendilerinin tasarımdan doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini açıkça bildirip, bu eylemlerine son vermesini istemiş olmalarına göre, davalıların davacının sınai ve ticari eylemleri hakkındaki görüşlerinin kendilerine ait tasarımdan doğan haklara tecavüz teşkil ettiği yönünde olduğu hususu tereddüte yer vermeyecek şekilde ortaya konulmuştur. Bu itibarla, lüzumsuz davaların açılmasını önlemeye yönelik olarak davacı tarafından yerine getirilmesi zorunlu bildirime bağlı sonucun davalılar tarafından önceden yerine getirilmiş olduğu anlaşıldığından yasa koyucunun amacı olayda gerçekleşmiştir. Bu durumda, mahkemece uyuşmazlığın esasına girilerek, davanın sonuçlandırılması gerekirken, yasa maddesinin açıklanan amacı göz ardı edilerek lafzen yorumlanması suretiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre,davalılar vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 29.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy