(6762 S. K. m. 781) (818 S. K. m. 96)
Taraflar arasında görülen davada İ. Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.06.2004 tarih ve 2002/175-2004/434 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili nezdinde taşıma sigorta poliçesiyle sigortalı emtianın davalı tarafından taşınması sırasında çalındığını,sigorta tazminatının ödendiğini, rücu koşullarının oluştuğunu ileri sürerek,
TL nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet yönetilemeyeceğini, taşıyıcı olmadığını, dava dışı firmaya kiralanan taşıtın sürücüsü olduğunu, firma görevlisinin denetim ve gözetiminde malın teslim alınıp taşındığını,hiçbir zaman kendi tasarrufunda bulunmadığını,aynı şekilde 6 yıldır çalıştığını,olay günü aracın tamirinin yapılıp elini yıkamaya gittiği esnada arka kapının kırılarak malların çalındığını, gerekli özeni gösterdiğini, kaldı ki çalıştığı şirketin görevlisinin de bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, taşıma sırasında davacı aracının farlarının arızalandığı,gerekli tamiratı yapıp çalıştığı şirketin personeliyle araç yanından ayrıldığı,meskun yerde kilitlemek suretiyle gerekli önlemi aldığı, buna rağmen hırsızlık olayının meydana geldiği,taşıyıcıya atfedilecek kusur olmadığı,zarardan sorumlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı rücu en tazminat istemine ilişkindir. TTK.nun 781 nci maddesi uyarınca taşıyıcı eşyanın kendisine teslim edildiği tarihten gönderilen teslim olunduğu tarihe kadar geçen süre içerisinde uğradığı ziya ve hasardan sorumludur. Ancak, hasar veya ziyanın kendi kusurundan doğmayan bir nedenden ileri geldiğini veya eşyadaki mevcut ayıp ve noksanlardan veyahut eşyanın mahiyetinden veya ambalajın kötü yapılmasından, gönderilen veya gönderenin fiilinden yahut verdikleri emir ve talimatın tatbikinden meydana geldiğini ispat etmesi halinde sorumluluktan kurtulabilir. Taşıyıcının sorumluluktan kurutulabilmesi için genel olarak gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini kanıtlaması yeterli değildir. Esasen, ziya ve hasara neden olan olayın doğumunda kendisinin herhangi bir kusuru olmadığını kanıtlamak zorundadır.Bu nedenle, taşıyıcının sorumluluktan kurtulması daha zorlaştırılmış, BK.nun 96 ncı maddesinde borçlu için düzenlenen ispat kuralından daha ileri noktaya taşınmıştır. Somut olayda hırsızlık olayı, davalının sigortalı eşyayı taşıyan araçtaki arızayı giderdikten sonra geçici olarak gece vakti sokak arasına bıraktıktan sonra arka kapı camı ve kilidinin bilinmeyen şahıslarca kırılarak eşyaların alınması şeklinde gerçekleşmiştir. Her ne kadar kapı kilitli olarak bırakılmış ise bu tedbir genel dikkat ve özen kapsamında bir tedbirdir. O halde, gece vakti emniyetli olmayan bir yerde aracın tek başına bırakıp terk eden, güvenilir birine emanet etmeyen ve büyük şehirlerdeki hırsızlıkların yoğunlaştığını dikkate almayan davalı taşıyıcının hırsızlığın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca,davalı yararına takdir edilen vekalet ücretinin 'harç' olarak nitelendirilmesi de kabul şekli bakımından yanlış olmuştur.
Sonuç: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03.1 0.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy