(1086 S. K. m. 283, 284, 286)
Dava: Taraflar arasında görülen davada A. Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.06.2004 tarih ve 2003/576-2004/314 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete sigortalı aracı hasarlanmasına rağmen, tazminat alamadığını ileri sürerek, şimdilik 35.000.000.000.- TL'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alkollü sürücünün hasara neden olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının savunmasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince; Hurdası davacıya bırakılan aracın hurda değerine ilişkin bilirkişi görüş bölümüne, davalı vekili, belgelerini de ekleyerek itiraz etmiş, son oturumda alınan beyanında da yeni bir rapor alınmasını istemiş, davacı vekili, raporda bildirilen 12.000.000.000.- TL hurda değerinin doğru olduğunu son oturumda ve temyiz dilekçesinde ileri sürmüştür. Mahkeme ise, yeni rapor isteminin reddine ilişkin ara kararı vermiş ve hüküm gerekçesinde, davalının rapora itirazına eklediği tekliflerin ortalamasının mahkemece alınarak hüküm tesis edildiğini açıklamıştır. Oysa, HUMK.'nun 286.'ncı maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi bağlamayacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor ( HUMK. 283 .md. ) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği ( HUMK. 284.md. ) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa, hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez. Kaldı ki, rayiç değer tespiti, teknik bir konu olup, bilirkişinin rey ve mütalaasına başvurulmasını zorunlu kılar niteliktedir.
Bu durumda mahkemece, alınan rapora vaki itirazı değerlendiren, denetime elverişli, yeni ya da ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy