(1086 S.K m.73) (2709 S.K m.36) (6762 S.K m.1301)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.03.2003 tarih ve 2001/502-2003/1K7 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, TTK'nın 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak, davalılar aleyhine açtığı rücu davasında, mahkemece yerilen yetkisizlik kararından sonra, yetkili mahkemede davacı vekilince davanın takip edilmemesi gerekçesi ile verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Bu dava, önce Beyoğlu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nde açılmış, davalı vekilinin yetki itirazı üzerine mahkemece dava dosyası, yetkisizlik kararı verilerek İzmir Asliye 13. Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Bu mahkemece, davacı vekiline yeni duruşma günü tebliği, yanlış adrese gönderildiği ve sonuçta adreste tanınmıyor gerekçesi ile iade edildiği halde, mahkemece davacı vekilinin tebliğe rağmen hazır olmadığı gerekçesiyle dosya işlemden kaldırılmış ve sonuçta davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekilinin adresi, dava dilekçesi ve sonraki belgelerde İstanbul Kadıköy'de bir adres olarak belirtildiği halde, yetkisizlik kararında yanlışlıkla bu vekilin adresi yazıldığından, dosyanın gönderildiği yetkili mahkemece de yanlışlıkla bu adrese duruşma günü tebligatı çıkarılmıştır. Ancak, bu tebligat iade edildiği halde, yanlışlıkla tebligat yapıldığı ve davacı vekilinin davayı takip etmediği belirtilerek, dosya işlemden kaldırılmıştır.
Yukarıdaki açıklamalara göre, yetkisizlik kararından sonra, yetkili mahkemece taraf ehliyeti sağlanmadan davanın takip edilmediği gerekçesi ile açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup bu durumda Anayasanın 36. ve HUMK'nın 73. maddelerindeki taraf teşkili sağlanmadan, taraflar iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden karar verilemeyeceğine ilişkin hükümlere aykırı olarak karar verildiğinden, bu karar doğru olmamış ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine 13.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy