(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 326, 336)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.07.2004 tarih ve 2003/196 - 2004/388 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A,D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, tarafların halen hisse sahibi bulundukları dava dışı S. San. Tic. A.Ş.'deki % 20 davalı hissesinin toplam ( 100.000 ) Alman Markı bedelle devri konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin bu amaçla ( 50.000 ) Alman Markı meblağlı ve malen kaydı taşıyan iki adet bono imzalayarak davalıya verdiğini, ancak davalının yurt dışına gitmesi nedeniyle hisse devrinin gerçekleşmediğini, davalının bedelsiz kalan bu senetlere dayanarak tanzim tarihinden beş yıl sonra icra takibine giriştiğini ve takibin kesinleştiğini ileri sürerek, müvekkilinin bu senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini ve % 40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların dava dışı şirketteki hissedarlık ilişkisinin halen devam ettiğini, müvekkilinin dava konusu bonoları şirketteki hisselerini devretmek için aldığını, ancak devrin gerçekleşmemesinin nedeninin hisse devralmaya bir türlü yanaşmayan davacının tutumunun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, % 40 icra-inkar tazminatının da davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, dava dışı S. San. Tic. A,Ş.'nin kayden faal olduğu ve pay senedi çıkarmadığı, davalının halen şirketin % 20 oranında hissedarı bulunduğu, pay senedi çıkarılmamış anonim şirketlerde pay devrinin gerçekleşmesi için sadece taraflar arasında bu hususta sözleşilmiş olmasının yeterli bulunduğu, pay devrinin deftere kaydedilmesinin üçüncü kişiler ve şirket yönünden açıklayıcı nitelikte olduğu, taraflar arasında pay devrine ilişkin sözleşme yapıldığı ihtilafsız olduğuna göre davacının pay devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle bonoların bedelsiz kaldığı iddiasının kabul edilemeyeceği, davacının TTK'nun 336/3 ve 326/1 'inci maddeleri uyarınca şirket yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olarak uhdesinde bulunması gereken şirket defterlerini ibraz edemediği, ayrıca gayrifaal hale gelmesinden sonra dava dışı şirketin pay devrinin gerçekleşmediğinden bahisle bonoların bedelsizliğini ileri sürmenin MK'nun 2'nci maddesi ile de bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın ve tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.10.YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy