(CMR m. 23, 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.02.2004 tarih ve 2001/494-2004/48 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma rizikolarına karşı sigortalı bulunan emteanın, davalı tarafından gerçekleştirilen Fransa-Türkiye taşıması sırasında uğradığı (173.000.000) TL. hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasarın taşıma sırasında meydana gelmediğini, talebin CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca müvekkilinden talep edilebilecek miktarı aştığını ve haksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taşıma senedi üzerinde taşıyıcının yüke yönelik bir çekincesinin bulunmadığı, varma yerinde tanzim edilen ve davalı sürücüsünün de imzasını taşıyan hasar tutanağından hasarın nakliye sırasında meydana geldiğinin anlaşıldığı, bu durumda taşıyıcıya bir bildirim yapılmasına da gerek olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının (173.000.000) TL. asıl alacak yönünden iptaline, işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, taşıma rizikolarına karşı sigortalı emteanın uğradığı hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesi hükmü, malların kısmen veya tamamen kaybından dolayı talep edilebilecek tazminat miktarının hesaplama şeklini düzenlemiştir. Kısmi hasar halinde bu madde uygulanamaz ise de bu kez hem zarar miktarı hem de sorumluluk sınırı açısından CMR Konvansiyonu'nun 25 nci maddesi hükmü uygulanmalıdır. Bu hüküm uyarınca zarar ve ziyan vukuunda taşıyıcı, malların 23. madde 1, 2 ve 4 ncü paragrafları gereğince tespit edilen değerine göre hesaplanmış kıymetten düşme karşılığı olan bedeli öder. Ancak tazminat, mallar kısmi hasara uğramış ise eksilen kısım için ödenmesi gereken miktarı geçemez. Somut olayda da taşınan emteanın kısmi hasara uğraması söz konusu olduğundan, mahkemece hükmedilecek tazminat miktarı hesaplanırken CMR Konvansiyonu'nun 25 nci maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Yine davalı vekili tarafından, davacı şirket ile aralarında düzenlenmiş ayrı bir abonman sigorta sözleşmesi ibraz edilerek, bu sözleşme uyarınca müvekkilinden talepte bulunulamayacağı savunulmuş, davacı vekili ise savunmanın genişletilmesine muvafakatları olmadığını belirttikten sonra bu poliçede adı geçen şirket ile davalı şirketin farklı tüzel kişilikler olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece dosyaya ibraz edilen bu nakliyat abonman sigorta sözleşmesi hakkındaki tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy