(6762 S. K. m. 18, 1301) (2560 S. K. m. 3, Ek. m. 5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 24.06.2004 tarih ve 2004/121-2004/461 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından işyeri sigorta poliçesiyle sigortalı mobilya imalathanesinin, sorumluluğu davalıya ait su borularının patlaması nedeniyle maddi hasara uğradığını ileri sürerek, TTK.nun 1301 nci maddesi gereğince sigortalıya ödenen 14.676.000.000 TL.nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, öncelikle hizmet kusuru ima edildiğinden davaya idari yargıda bakılması gerektiğini savunarak, davanın esastan da reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delilleri göre, hasarın davalı ASKİ'nin hatalı döşenmiş borularından kaynaklandığı anlaşıldığından olayda davalı idarenin hizmet kusurunun söz konusu olduğu, bu nedenle davanın idare mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine, mahkemenin görevsizliğine, idare mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir.
Dava, davalı işletmeye ait su borularının patlaması nedeniyle davacıya sigortalı işyerinin zarar gördüğü maddi olgusuna dayalı tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nun 18 nci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiştir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da davalının gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK.nun 18/1 nci maddesi anlamında tacir sayılacağını ve faaliyetlerinde özel hukuk hükümlerine tabi kılınan tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini 21.9.1983 gün, E.80/11-2721, K.83/823 sayılı kararlarında benimsemiştir.
İSKİ'nin kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun'da, bu kurumun Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Genel Müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklanmış,aynı kanunun ek 5. maddesinde bu kanunun diğer büyükşehir belediyelerine de uygulanacağı açıklanmıştır. Buna göre davalı kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir.
Bu durumda tacir olan davalı ile davacının sigortalısı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan rücuen tazminat davasına bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy