(6762 S. K. m. 1277) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.07.2004 tarih ve 2003/567 - 2004/607 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.11.2005 gününde davalı avukatı Zeki Yıldan gelip, davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu dönemde 20.10.2002 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hasarlandığını, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000.-TL hasar bedelinin 21.10.2002 tarihinden, kazadan sonra poliçenin davalı tarafça iptal edilmiş olması nedeniyle 1.230.059.177.-TL prim bedelinin 13.11.2002 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu olayda sigortalı araç sürücüsünün kaza saatinde % 110 promil alkollü olduğunu 2918 sayılı Yasa; poliçe genel şartları gereği hasarın teminat dışı olduğunu, prim iadesini isteyen davacının bunu kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, zararı sigorta teminatı dışında bırakacak olan unsurun, zararın alkollü içkinin etkisi altında meydana gelmiş olması olduğu, bu şartın gerçekleşmesi halinde TTK.nun 1277 nci maddesi uyarınca rizikonun teminat dışı kalacağı, dava konusu trafik kazasının, sürücünün aldığı alkolün etkisi ile meydana geldiği, kazadan sonra davalı tarafın sigorta poliçesini 13.11.2002 tarihinde iptal ettiği, 13.11.2002 tarihli iptal zeyilnamesiyle 1.230.059.177.-TL kalan primin iade olunacağının kabul edildiği gerekçesiyle, araçtaki hasara ilişkin tazminat isteminin reddine, 1.230.059.177.-TL primin 13.11.2002 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigorta poliçesiyle sigortalı araçtaki hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000.-TL hasar bedeli ile, sigorta poliçesinin davalı tarafından iptal edilmesi nedeniyle, zeyilnamede yazılı prim olan 1.230.059.177.-TL.nın iadesine karar verilmesini istemiştir. Görüldüğü üzere, davacı aynı davada hem hasar bedelini, hem de sigorta sözleşmesinin feshi nedeniyle prim iadesini talep etmiştir. Davacı tarafın bu talebi karşısında, davacının hasardan dolayı bir talepte bulunup, bulunamayacağı ise, mahkeme kararında tartışılmamıştır. Mahkemece, davacı tarafın sigorta alacağına hak kazanması ihtimali karşısında, prim iadesini de talep edip edemeyeceğinin tartışılmasından sonra, prim iadesinin mümkün olması halinde, davacının riziko tarihi itibariyle ne kadar fazla prim ödediği belirlenerek, iadesini talep edebileceği miktarın tespiti gerekmektedir.
Öte yandan; bir özel hukuk ilişkisi olan bu sözleşmenin sigorta teminatı dışı kalan halleri düzenleyen poliçe genel şartlarının A.5.5 maddesinde, Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar kasko sigortası teminatı dışında kaldığı kabul edilmiş bulunmaktadır. Dairemiz'in yerleşmiş içtihatlarına göre, hasarın teminat dışı kalabilmesi için, rizikonun, sırf alkol veya uyuşturucunun etkisi altında oluşması gerekmektedir. Uyuşturucu madde veya alkol alımı ile olay arasındaki illiyet bağının ise, bu tür maddelerin sinir sistemini etkilemesi nedeniyle aralarında nöroloji uzmanı bir hekim ile trafik uzmanının bulunacağı bilirkişi aracılığı ile araştırılması gerekir.
Mahkemece, az önce yazılan gerekçe benimsenmiş olmakla birlikte, bu konuda alınan bilirkişi raporunun karar vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim, kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği yönünde düzenlenmesi istenilen 26.03.2004 tarihli bilirkişi raporu da, mahkemece hükme esas alınmamıştır.
Dava konusu olay sonrası, sürücünün ehliyetine el konulmasına dair ve sürücü tarafından imzası inkar edilmeyen tutanak gereği, sürücünün olay anında 1.10 promil alkollü olduğunun kabulü gerekmekte olup, kazanın meydana geliş şekli de dikkate alınarak, rizikonun, münhasıran alkolün etkisinde meydana gelip gelmediğinin tespiti açısından, aralarında nöroloji uzmanı ve trafik uzmanı da bulunan kuruldan, denetime elverişli rapor alınması gerekmektedir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak, taraf vekillerinin iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bette açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücretinin takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 29.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy